GÜVEN VARSA HAYAT VAR, YOKSA HER ŞEY ŞÜPHELİ!
Güven; korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur. Güven; bir çocuğun babasının elini tuttuğunda duyduğu huzurdur. Güven; bir insanın dostuna derdini anlatırken “Bunu bana karşı kullanmaz.” diyebilmesidir. Bir vatandaşın devlet kapısına gittiğinde “Burada bana adaletle davranılacak.” inancıdır, güven.
Güven varsa insan rahat nefes alır. Güven varsa ticaret yapılır, yatırım yapılır, dostluk kurulur, aile güvenle kurulur gelecek onunla planlanır. Güven yoksa insan, insandan; vatandaş, devletten; toplum, kurumlarından şüphe etmeye başlar. Güven kaybolduğunda yalnızca bir duygu kaybolmaz; toplumun ortak zemini çöker.
Güven; dürüstlük, şeffaflık, adalet, liyakat, tutarlılık ve verilen sözün arkasında durmaktır. Bir insanın söylediğiyle yaptığı birbirini tutmuyorsa o insana güvenemezsiniz. Bugün söylediğini yarın inkâr ediyorsa kendisine gelince başka, başkasına gelince başka ölçü kullanıyorsa ona güvenemezsiniz. Bir yönetici hak edene değil, yakınına ve yandaşına imkân sağlıyorsa ona güvenemezsiniz. Çünkü güven sözle değil, davranışla inşa edilir.
Bir insan “bana güven”, diyebilir. Bir kurum “bize güvenin”, diyebilir. Bir yönetici “merak etmeyin, her şey kontrol altında”, diyebilir. Ancak önemli olan söylenen değil, yapılandır. Çünkü güvenin terazisi söz değil, icraattır.
Bir toplumda insanlar devlete güveniyorsa bunun temelinde adalet vardır. Vatandaş bilir ki “ben kim olduğuma göre değil, hakkıma göre muamele göreceğim.” İşte devlet-vatandaş ilişkisinin en sağlam harcı budur. Vatandaş, “bu işin olması için bir tanıdığım var mı?” diye kendi kendine sormaya başladıysa… “Arkamda kim var?”,........
