menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın İlk Sınavı Tribünde Verildi

13 0
26.08.2026

Meclis yasayı çıkardı, Ankara sürecin arkasında durdu; fakat Kocaeli Stadı'ndaki “sarı torba” görüntüsü Türkiye'nin asıl meselesini bütün çıplaklığıyla ortaya koydu: Devletin kurduğu yeni hukuk düzeni ile toplumun taşıdığı kırk yıllık hafıza aynı hızda ilerlemiyor.

Dün gece bir futbol maçı oynandı.

Ama sahada yalnızca futbol yoktu.

Bir tribünde sarı torbalar havaya kaldırıldı.

Rakip tribüne doğru yönelen bu görüntü, kırk yıllık çatışmanın en ağır sembollerinden birini yeniden Türkiye'nin gündemine taşıdı. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı ve beş kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Aynı saatlerde Ankara'dan başka bir mesaj geliyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahlat'ta toplanan Kabine'nin ardından “Terörsüz Türkiye” sürecinin hedefine ulaşmasıyla yeni bir dönemin kapılarının açılacağını söyledi. Sürecin kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.

İşte Türkiye'nin bugün karşı karşıya bulunduğu çelişki tam burada.

Ankara geleceğin Türkiye'sini konuşuyor.

Tribünler geçmişin Türkiye'sini hatırlatıyor.

Ve bu iki görüntünün arasındaki mesafe, önümüzdeki dönemin kaderini belirleyecek.

YASA ÇIKTI. PEKİ TOPLUM HAZIR MI?

TBMM'den düzenleme geçti.

Devlet mekanizması çalışıyor.

Cumhurbaşkanı sürecin arkasında olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Fakat siyasetin önünde artık kanun yapmaktan daha zor bir görev var:

Toplumu bu yeni döneme hazırlamak.

Çünkü devletler yasalarla yön değiştirebilir.

Toplumlar ise hafızalarıyla hareket eder.

Kırk yıl boyunca çocuklarına şehit haberlerini anlatmış bir anne, sabah televizyonunda yeni bir siyasi terminoloji duyduğunda geçmişini bir gecede silemez.

Bir gazi, bedeninde taşıdığı yarayla "artık yeni bir dönem başladı" cümlesini yalnızca siyasi bir açıklama olarak dinleyemez.

Diyarbakır'da büyümüş bir genç, yıllarca çatışmanın gölgesinde yaşamışsa geleceğe dair beklentisini yalnızca Meclis'teki oylamaya bakarak değiştiremez.

Dolayısıyla Türkiye'nin önündeki mesele artık hukuki olmaktan çıkıp toplumsal mühendislik sınırlarına yaklaşan çok daha büyük bir güven problemidir.

Ve burada yapılabilecek en büyük hata, toplumu hazır kabul etmektir.

SARI TORBA: BİR TRİBÜN HAREKETİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI

Kocaeli-Amedspor karşılaşmasındaki görüntüyü küçümsemek mümkün değil.

Çünkü sarı torba burada yalnızca bir nesne değildir.

Türkiye'nin yakın tarihindeki ölüm görüntülerinin, çatışmanın ve şiddetin sembolik çağrışımlarını taşıyan bir provokasyon aracına dönüşmüştür.

Üstelik bunun bir spor karşılaşmasında, binlerce kişinin bulunduğu bir ortamda ve doğrudan rakip tribüne yöneltilmesi meselenin boyutunu büyütüyor.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması da olayın yalnızca "tribün taşkınlığı" olarak görülmediğini gösteriyor. Beş şüpheli hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile tehdit veya hakaret içeren tezahüratlara ilişkin yasal hükümler kapsamında işlem başlatıldı.

Burada hukuk devreye girmiştir.

Fakat hukuk müdahalesinin yanında başka bir soruya da ihtiyacımız var:

Bu nefret dili neden hâlâ bu........

© İstiklal