Tohumun Yolculuğu, Bilginin Seyahati
Köyümüzdeki tohum takas şenliklerinde babamı izlemek, bana hep farklı bir şeyler hissettirirdi. Elindeki bez torbadan dedesinden kalma domates tohumunu çıkarırken, sanki dünyaya yeni bir hediye sunuyormuş gibi bir ifade vardı yüzünde. "Bu tohum," derdi gözlerini kısarak, "sadece bir bitki değil. Atalarımızın hikâyesidir. Onu takas etmek, o hikâyeyi çoğaltmaktır. Yadigâr, elde saklanmakla değil, dağıtılmakla yadigâr kalır."
O şenliklerde insanlar sadece tohum değil, bilgi de takas ederdi. "Bu tohum kıraçta bile yeşerir ama dikkat et, mayısta sularsan yanar..." gibi cümleler, kulaklarımda hâlâ yankılanır. Her söz, yüzyılların deneme yanılmasından süzülmüş bir bilgelikti. Her paylaşım, kolektif ziraat hafızasının canlı kalmasıydı.
Yıllar sonra, öğretmenler odasında aynı sahneyi yeniden yaşadım. Yirmi beş yıllık deneyimi omuzlarında taşıyan Nejla Hanım, stajyer öğretmen Sude'ye bir ders planındaki kritik püf noktasını anlatıyordu. Gözlerindeki ışıltı, babamın tohum sunarkenki haline o kadar........
