Rejim Değişikliği Hayalinden Ateşkes Masasına: Kim Kazandı?
28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in, anlaşma eşiğine gelinmiş bir müzakere masasını devirerek ani ve şiddetli saldırılarla başlattığı savaş, 8 Nisan 2026 Çarşamba günü ABD'nin İran'ın 10 maddelik şartlarını kabul etmesiyle ateşkesle sonuçlanmıştır. ABD ve İsrail cephesini böylesine ani ve pervasızca harekete geçiren temel unsur, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’in hedef alınabileceğine ilişkin istihbarattı. Hatırlanacağı üzere savaş, Ayetullah Hamaney’in Tahran’ın kuzeyindeki konutunun hedef alınmasıyla başladı. Savaşın ilk hamlesinin bu suikast girişimi olması, aslında ABD ve İsrail cephesinin savaşın başındaki stratejilerinin de en önemli alametiydi. Hem ABD ve İsrailli yetkililerin ilk günkü açıklamaları hem de uzman değerlendirmeleri, bu saldırganlığın temel stratejisinin İran'daki rejimi çökertmek olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır.
Tam da bu noktada, bugün itibarıyla sağlanan ateşkesin ne anlama geldiğini ve nasıl okunması gerektiğini anlamak için, emperyalist ve Siyonist cephenin savaşın başındaki bu stratejisini not etmek ve savaşın hedefleri olarak ilan ettikleri diğer unsurlara göz atmak gerekir.
Rejimi Çökertme İddiaları
ABD-İsrail saldırganlığının ilk gününde yapılan açıklamalarda savaşın ilk aşamada dört gün süreceği duyuruldu. Yoğun hava saldırılarının özellikle İran’daki güvenlik güçlerini dağıtmayı hedeflediği ifade edildi. Trump yaptığı açıklamada İran’ın donanmasını, füzelerini ve füze sanayisini tamamen yok edeceklerini söyledi. Yine Trump’ın ifadeleri arasında şunlar yer alıyordu: “İran rejimi yakında Amerika silahlı kuvvetlerinin gücüne ve cesaretine meydan okumanın hiç kimsenin yapmaması gereken bir şey olduğunu öğrenecek.” Ancak Trump'ın hesapları tutmadı. Sadece İran yönetimi değil, tüm bölge halkları tam tersi bir ders çıkardı: Allah’a dayanan bir halkın ve kendi halkından güç alan bir ordunun hiçbir süper gücün karşısında boyun eğmesine gerek olmadığını, direnebileceklerini ve dayatmalara karşı durabileceklerini gördüler.
Trump ve Netanyahu’nun Çağrıları
Trump’ın açıklamaları bununla sınırlı değildi. Savaşın hemen başında üst düzey komutanların hedef alınmış olması, kendisinde büyük bir stratejik zafer algısı yaratmış olacak ki alışılmış devlet başkanı üslubundan uzak, oldukça provokatif açıklamalarda bulunuyordu. Bunların arasında en dikkat çekici olanı İran halkına yönelik hitaplarıydı. Trump açık bir şekilde, “İranlılar, özgürlük saatiniz yaklaştı. Sizi güçlü bir şekilde destekliyoruz, şimdi kaderinizi kontrol etmek için en uygun zamandır” dedi. Benzer cümleleri İsrail Başbakanı Netanyahu da tekrarlıyordu. Ona göre bu savaş, İran yönetiminin ortadan kaldırılması ve muhaliflerin ülkeyi ele geçirmesinin zeminini hazırlamak için başlatılmıştı. Son 3 yılda özellikle Gazze ve Lübnan’da binlerce bebeği, sivili, doğayı, hayvanı hasılı temiz ve fıtri olan ne varsa hepsini katleden ABD ve İsrailli liderler şu çelişkili ifadeleri kullanıyordu: “İran halkının zorbalığın yükünden kurtulup........
