menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye Gülhan Çağlayan’ın Acısını Hissetmiyor!

21 0
19.01.2026

Türkiye Gülhan Çağlayan’ın Acısını Hissetmiyor!

Bir annenin kalbi durduğunda, dünya dönmeye devam edebilir mi?
Evet, ediyor…
Ama işte tam da bu yüzden içimizden bir şeyler ölüyor.

Atlas Çağlayan artık yok.
Bir annenin “canım” diye seslendiği, geceleri başını okşadığı, sabaha sağ salim uyanması için dua ettiği evladı…
Bir kilo doğmuştu Atlas.
Hayata tutunmak için en baştan mücadele etmişti.
Tüp bebekti.
Tedavilerle, fedakârlıklarla, sabırla büyütülmüştü.
Sporcuydu.
Gelecekti.
Umuttu.

Sonra…
Bir “yan bakma” cümlesiyle
Bir sustalı bıçakla
Bir anlık öfkeyle
Bir çocuk tarafından
Hayattan koparıldı.

Ve biz…
Bir haber daha izledik.
Bir isim daha ezberledik.
Sonra hayatımıza devam ettik.

Ama bir anne devam edemez.
Gülhan Çağlayan edemez.

Burada durup sormak zorundayız:
14 yaşındaki bir çocuğun cebinde neden sustalı bıçak olur?
Bu çocuklar ne zaman çocuk olmaktan çıktı da suç makinesine dönüştü?

“Suça sürüklenen çocuk” deniliyor.
Hayır.
Ben bir anne olarak bu cümleyi kabul etmiyorum.
Sürüklenen değil, formatlanan çocuklar bunlar.
Şiddetle, cezasızlıkla, sokak kültürüyle, rol model yoksunluğuyla formatlanan çocuklar…

Babası hapiste.
Uyuşturucu, silah…
Bu tablo bir tesadüf mü sanıyoruz?
Devletin, toplumun, okulun, mahallenin görmediği her boşluğu suç dolduruyor.

Bir de adalet meselesi var.
Amerika’da 13 yaşındaki bir çocuk iki kardeşini öldürdü diye 100 yıl hapis alıyor.
Bizde ise “yaşı küçük” denilerek cezalar buharlaşıyor.
Sonuç ne oluyor biliyor musunuz?
Cezasızlık algısı.
Ve bu algı, suçu teşvik eden en büyük zehir.

Bir de ambulans meselesi…
Bir anne için saniyeler asırken,
Bir çocuk yerde can çekişirken,
Ambulansın 40-45........

© Internethaber