menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biz Sofradan Ne Zaman Kalktık?

8 0
28.09.2026

AK Parti’nin hikâyesi, Anadolu’daki küçük işletmenin sabah açılan kepenginde, esnafın veresiye defterinde, büyük şehre göç etmiş bir ailenin dar mutfağında başladı. Dindar ve muhafazakâr insanların sesini duyurma isteği de kamu düzenindeki haksızlıklardan bunalmış vatandaşın değişim umudu da o hikâyenin içindeydi. Mevcut merkez sağ partilerde kendine yer bulamayanlar, burada yalnızca bir partiye değil, kendilerine benzeyen insanlarla kurulmuş bir gönül bağına yöneldi.

Bugün içimi acıtan soru şu: O insanların sofrasından ne zaman kalktık?

Yıllardır ekonomik büyümenin tek başına kalkınma olmadığını söyledim. Ahlakın, ailenin, eğitimin ve toplumsal dayanışmanın güçlenmediği bir yerde rakamlar yükselse de insan eksilir. “Manevi kalkınma” derken kastettiğim buydu. Bu sözlerden rahatsız olanlar oldu. Oysa insan, içinden çıktığı topluma mesafe koyarak büyüyemez. Bir gün dönüp baktığında, kendisini ayakta tutan bağı kaybettiğini görür.

İktidar olma arzusu, şahsi menfaatin hizmetine girdiğinde dava bilinci yara alır. Bugün partinin içinde gördüğüm çıkar hesapları ve haksız kazanç arayışı, kuruluş günlerindeki fedakârlığı hatırlayan biri olarak beni derinden üzüyor. Bir zamanlar oy istediğimiz insanlarla aynı sofraya oturmayı şeref sayarken, şimdi onların hayatından uzaklaşmayı doğal karşılar hâle geldiysek durup düşünmeliyiz. Boğaz’daki bir restoranın masası tek başına mesele değildir; mesele, o masada otururken geride bıraktığımız insanları hatırlayıp hatırlamadığımızdır.

Kurucu kadınların, Hanımlar Komisyonu’nda gösterdiği hassasiyeti de hatırlıyorum. Tokalaşırken, konuşurken, oturup kalkarken inançlarına uygun davranmaya özen gösterirlerdi. Herkesin aynı tercihi yapmasını beklemekten söz etmiyorum. Sözünü ettiğim şey, o kadınların değerlerine duyduğu samimiyetti. Bugün insanı hüzünlendiren, farklı hayatlar değil; dün saygıyla taşınan değerlerin çıkar karşısında kolayca unutulmasıdır.

Bu yüzden Sayın Erdoğan’a gönülden yürekten bir çağrım var: Etrafındaki insanların beslendiği menfaat muslukları kapansa, geriye kaç gerçek yol arkadaşı kalır? Zor gününde yanında duracak kaç dava arkadaşı vardır? Bu soruları sormak, ömrünü siyasete adamış bir insanı bir lideri yalnız bırakmak değildir. Asıl........

© Internethaber