Yapay ve Süper
Dün ABD Başkanı Donald Trump, önde gelen teknoloji şirketlerinin yöneticileriyle yaptığı toplantının ardından bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Bu kararnameye göre artık ABD hükümet birimleri ve kurumları resmî yazışmalarda, web sitelerinde, raporlarda ve diğer iletişim biçimlerinde “SI” ve “Süper Zekâ” (Super Intelligence) terimlerini kullanacak ve “yapay zekâ” (Artificial Intelligence/AI) terimini kabul etmeyecek.
Trump’ın, şimdiye kadar kullanılan bir kavramı yasaklayıp yerine herkesi başka bir kavram kullanmaya mecbur etmesi iki önemli konuyu düşündürmektedir. Birincisi, bir adlandırmayı, nitelemeyi devletin yapması ve bunun hükmünü bir kararnameyle vermesi. İkincisi ise bütün dünyada kullanılmakta olan bir adı, kavramı değiştirmek için duyulan isteğin ve ihtiyacın sebebi.
1. Ad koymak ya da koyulmuş bir adı değiştirmek sahiplenmek ve sahibinin kim olduğunu belli etmek içindir. Bir çocuk dünyaya geldiğinde, bir şey icat edildiğinde, bir yer keşfedildiğinde ya da ele geçirildiğinde, fethedildiğinde, sahibi ona ad koyar.
Tıpkı dünyaya geldiğinde Putin’e, “dünyaya hükmeden” anlamındaki “Vladimir” adını koydukları ya da dünyaya geldiğinde Trump’a, “dünyaya hükmeden” anlamındaki “Donald” adını koydukları gibi. Hollandalıların ele geçirdiğinde “New Amsterdam” dedikleri şehrin adını, onlardan alan İngilizlerin “New York” olarak değiştirmesi gibi.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, her geçen gün katkısını ve etkisini artıran yapay zekânın (Artificial Intelligence) adını, Amerikan Devleti olarak onu üretenlerle birlikte değiştirmesi, elbette şimdiye kadar olduğundan daha fazla sahiplenmek içindir. Amerikan Devleti’nin, bütün dünyanın kullanmakta olduğu bir adı değiştirebilme kudretine sahip olduğunu göstermek içindir. Yeni üretilmeyen ve adı zaten koyulmuş olmasına, dahası bu adı hâlihazırda bütün dünyanın kullanıyor olmasına rağmen değiştirmesi, öncelikle bunu yapabildiğini göstermek içindir.
2. Bütün dünyanın kullandığı bir adı değiştirme isteği ve ihtiyacı ise koyulan yeni adın ne olduğundan anlaşılabilecektir. Şimdiye kadar “artificial” olana bundan sonra “super” demek, onun insan yapımı olduğunu vurgulamaya gerek kalmamasından, bundan sonra etkisinin çok daha fazla olacağını vurgulama isteğinden ve ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
Süper kelimesi, şüphesiz bir üstünlüğü ve normalin üstündeki bir dereceyi ifade etmektedir. Türkçeye her ne kadar hem haber alma, istihbarat hem de zekâ şeklinde çevrilse de “intelligence”, artık yapay olmasının ötesine geçerek süper olacak demektir.
“Süper”, ulaşılsın istenen hedeften önceki son duraktır. Hedef “intelligence”ın, “supreme” olmasıdır. En üst ve son kararı veren makam olması hâlinde, “Supreme Intelligence” olacaktır. Şimdi koyulan “Super Intelligence” adı, o makamdan önceki son makamın adıdır.
Bugün yapay demek olan “artificial” kelimesiyle, sanatsal demek olan “artistic” kelimesinin anlamları farklı görüp gösterilse de kökleri aynıdır.
Artificial kelimesinin içinde "art" (sanat) sözcüğünün geçmesi bir tesadüf değildir; çünkü kelimenin kökeni, “sanat”[i] kavramının yüzyıllar önceki eski ve geniş anlamına dayanır. Antik Roma'da ve Latince kökenlerinde “ars” (art) kelimesi sadece resim, müzik veya heykel gibi güzel sanatlar değil, “zanaat, ustalık, insan eliyle yapılan iş veya beceri” anlamına geliyordu. Latince “Ars (Art)”, “beceri, zanaat, insan yapımı” ve “Facere” de “yapmak, etmek (İngilizcedeki factory veya manufacture kelimelerinde de bulunduğu gibi)” anlamına gelir. Bu iki kelime birleşerek Latince “artificium (insan becerisiyle yapılan şey)” ve ardından “artificialis” kelimesini oluşturmuştur. Önceleri doğada kendiliğinden bulunmayan, bir insanın ustalığı ve becerisiyle (art) meydana getirdiği her şey “artificial” (yapay/insan yapımı) olarak adlandırılıyordu.
Zamanla “art” kelimesi, sadece insanın yaptığı estetik ve güzel olanı tanımlayacak şekilde daraldı. “Artificial” kelimesi ise olumlu anlamını (ustalık eseri) kaybederek, doğanın zıddı olan “yapay, sahte veya taklit” anlamını kazandı. Netice itibariyle günümüzde “artificial” kelimesi, içindeki “art”ın taşıdığı estetiği ve mahareti kaybederek, “insan eli ve becerisiyle doğaya müdahale etmeyi” temsil etmektedir.
Bir cümleyi yazıp sonra o cümleye bakıp derinlere dalmak lâzım bazen. Kelimelerin, bir sebepten ötürü koyulmuş adlar olduğundan, istenen anlama getirilsin diye koyulmuş olmasından hareketle, o adı koyanın zihniyetini ve niyetini düşünmek lâzım.
Uzun uzun bakıp düşündüğüm ve düşünülsün istediğim bir cümle olmuştur hep “This flower is artificial”, yani “Bu çiçek yapay” cümlesi. Hem çiçek hem de yapay. Güzelliğinden ve güzelliğinin sebebi olan doğallığından mülhem yapılmış, aslında çiçek gibi olması muradıyla yapılmış yapay çiçek. Çiçeğin güzelliğine benzetme idealiyle üretilmiş, imâl edilmiş ve kendine ait bir ad koyulacak özgünlükte olabilemeyecek kadar taklit ürünü. Diğer bir ifadeyle, doğal bir çiçeği taklit etmenin neticesi.
Yapay olana, doğal, gerçek ve asıl olanına verilmemiş bir değerin verilmesini mümkün kılan, satabilmek için oluşturulmuş bir piyasanın kurgulanması ve pazarın kurulmasıdır. Satmak içindir yapay olan. Zaten gerçeği varken ona benzer........
