Nicolas Sarkozy, Carla Bruni Sarkozy: “Sana sevdanın yolları, bana kurşunlar"
Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin adalet ile olan sorunlarını bir önceki yazıda (Libya Devleti Sarkozy’den Tazminat İstiyor) ele almıştık.
Bu meselenin boyutunu bir yazıyla özetlemek mümkün olmadığı için aynı konuyu, biraz ayrıntılı biraz “magazin” yönüyle, açmak istiyoruz.
Diyebilirsiniz ki ambulansa ateş etmek doğru değildir. Lakin Sarkozy’i, ambulanstaki hastayı yolun kenarına atan, içini cephanelikle dolduran, azılı bir Türk düşmanı olarak düşünmelisiniz. Öyledir çünkü.
Türkiye ile AB ilişkileri onun görevde bulunduğu dönemde olumsuz yönde ilerlemeye başlamıştır. Sadece AB üyeliği değil, ülkemizi ilgilendiren, her konuda aleyhimize kararlar vermiştir zat-ı muhterem.
Gerçi dış politikada en büyük zararı kendi ülkesine verdiği apaçık ortadadır.2007’de iktidara gelir gelmez, NATO’ya dönerek, Fransa’nın geleneksel bağımsız dış politikasını Amerika - İsrail menfaatlerine endeksli hale getirmiştir. Bu kararla birlikte Fransa’nın adım adım, önce diplomatik alanda daha sonra sahada, gerileme süreci başlamıştır.
Büyük koltuklara küçük insanlar oturunca ülkeler küçülüyor. Sarkozy bunun tipik örneği olmuştur. Bedelini ise Fransa ödemekle bitiremiyor.Buradan evrensel bir ders olarak şu notu düşelim ve geçelim: ⁃ vatandaşa düşen sorumluluk, küçük insanların büyük koltuklara, oturmasını önlemektir.
Bu yazıdaki niyetimiz Sarkozy’nin Cumhurbaşkanı olarak yaptığı icraatlarından çok görevden ayrıldıktan sonra hukuki maceralarına bakmak istiyoruz.Hem daha ilginç hem daha eğlenceli olacaktır.
Ne Odum Değil Ne Olacağım Diyeceksin Yunan asıllı Sarkozy’nin kulağına bu Türk Atasözü üflenmiş olsa idi belki bugün yaşadıkları birçok sorunu yaşamazdı.
Adamcağız beş yıl başkan oldu ama ondan sonra başına gelenler pişmiş horozun başına gelmemiştir.Basından okuduğumuz şu mealde şakalar durumun ciddiyetini - daha doğrusu ciddiyetsizliğini - ortaya koymak açısından yeterlidir: ⁃ “Sarkozy’i evinde bulamayanlar onu mahkeme kapıllarında, duruşma salonlarında ararlar.”
Pırlantaya - Fransızca bling bling - düşkünlüğü ile bilinen Sarkozy daha seçilir seçilmez zaafını açık etmişti.
Seçim sonuçlarını ülkenin en seçkin restoranında - “Le Fouquet” ki Galatasaray Lisesi mezunu ünlülerimiz bilirler - en magazin kişiler ile kutluyor, tatilleri en zengin iş adamların yatlarında geçiriyordu…
Şairin deyişiyle:“Villa, köşk, mal, mülk, jaguar yatGörülmemiş bir saltanatÖğrenelim hadi anlatNerden aldın bu parayı?….çalışarak deme sus, sus.kus damat kus, gerçeği kus.hazine mi buldun deyyus.nerden aldın bu parayı.”
Monsieur Sarkozy’nin........
