Bu Şehir Sadece Taş Değil, Sır Taşır
İstanbul’u sadece bir şehir sananlar, onun sokaklarında yürür;
İstanbul’u bir emanet bilenler ise, onun üzerinde yürümeye çekinir.
Çünkü bu toprak, sıradan bir fetih hikâyesinin değil,
asırlar süren bir duanın kabul oluşunun mekânıdır.
Resûlullah’ın müjdesiyle yola çıkan ordular,
sadece surları aşmak için değil,
zamana mühür vurmak için yürüdüler bu şehre doğru.
Her sefer bir askerî hamle değil, bir iman yürüyüşüydü.
Her şehit düşen nefer, toprağa değil;
bu şehrin kaderine emanet edildi.
Sahabe…
Tâbiîn…
Tebeü’t-tâbiîn…
İsimlerini bilsek de bilmesek de,
kemikleri bugün İstanbul’un bağrında saklı olan nice mübarek şahsiyet,
bu şehri yalnızca bir başkent değil,
manevî bir ufuk hâline getirdi.
Fakat acı olan şu ki:
Biz bugün bu........
