Erzurum’da yapılan “Tartışmalı İlmî Toplantı”nın ardından
İlmî toplantılar kürsüde sunulan bildirilerden, yapılan müzakerelerden ve program çizelgesinde yer alan oturumlardan ibaret değildir. Her ilmî faaliyetin arkasında günlerce, bazen aylarca süren bir hazırlık; görünmeyen bir emek, dikkat, fedakârlık ve gönül vardır. Hele farklı şehirlerden bilim insanlarını bir araya getirmek, fikirlerin serbestçe müzakere edilebileceği ilmî bir zemin hazırlamak ve bütün bunları belli bir düzen içinde gerçekleştirmek kolay değildir.
İslâmî İlimler Araştırma Vakfı (İSAV), Atatürk Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Erzurum Büyükşehir Belediyesinin iş birliğiyle hazırlanan “Âşıklık Geleneğinde Dinî Düşünce ve Dinî Unsurlar” konulu “Tartışmalı İlmî Toplantı” da böylesine ciddi bir emeğin ve güzel bir iş birliğinin mahsulü olarak Erzurum’da gerçekleştirildi.
Bir önceki yazımda, bu toplantıda sunduğum bildiriyi sizlerle paylaşacağımı söylemiştim. Sözüm söz; bildirimi paylaşacağım. Fakat ona geçmeden, bu güzel ilmî buluşmanın gerçekleşmesinde emeği, desteği ve gayreti bulunan bazı isimlerin hakkını teslim etmenin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum.
Çünkü ilim biraz da vefa meselesidir.
Her şeyden önce, yıllardır ilmî toplantılara öncülük eden İslâmî İlimler Araştırma Vakfının (İSAV) bu programın gerçekleşmesine verdiği desteği özellikle zikretmek gerekir. İSAV ekibine, böyle bir ilmî faaliyetin hayata geçirilmesine sağladıkları katkı ve gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla teşekkür ediyorum. İlme, düşünceye ve müzakere kültürüne imkân hazırlamak, bir toplantıya destek vermenin ötesinde, ilmî hayatın devamlılığına ve kültürel hafızamızın güçlenmesine hizmet etmektir. İSAV’ın üstlendiği vazifenin kıymeti de burada yatmaktadır.
Toplantının koordinatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hanefi Palabıyık, programın başından sonuna kadar hemen her safhada gösterdiği gayretle organizasyonun yükünü omuzlayan isimlerin başında geliyordu. Bilim insanlarının bir araya getirilmesinden programın ilmî çerçevesinin oluşturulmasına, kurumlar arasındaki irtibatın sağlanmasından oturumların verimli bir müzakere ortamına dönüşmesine değin pek çok ayrıntıda onun emeği vardı. Hanefi Hocamızın fazla ortada görünmeyen fakat hemen her yerde hissedilen gayreti, işte bu görünmeyen hizmetlerin güzel bir örneğidir.
Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Osman Nuri Karadayı da toplantı boyunca yakın ilgisi, desteği ve misafirperverliğiyle dikkat çeken isimlerden biriydi. İlmî faaliyetlerin başarıya ulaşmasında yöneticilerin meseleye resmî bir görev olmanın ötesinde gönülden sahip çıkmaları son derece önemlidir. Karadayı Hocamızın yaklaşımında bu samimiyet ve sahipleniş açıkça hissediliyordu.
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünden Merve Akdemir ve Büşra Seçen Hanımefendilerin gayretlerini de zikretmek gerekir. Misafirlerin karşılanmasından programın düzen içinde yürütülmesine kadar birçok noktada gösterdikleri ilgi, nezaket ve içtenlik toplantıya ayrı bir sıcaklık kattı.
Aslında organizasyonları güzelleştiren, küçük gibi görünen fakat insanın hafızasında hoş bir hatıra bırakan inceliklerdir. Bir güler yüz, zamanında uzatılan bir yardım eli, misafire gösterilen samimi bir alaka… Bunlar program kitapçıklarında yazmaz; insanın gönlünde yer eder. Merve Akdemir ve Büşra Seçen Hanımefendilerin gayretleri de bu yönüyle takdire değerdi.
Bir başka teşekkür de Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanı Ergün Engin’e…
Hazırlık safhasından misafirlerin ağırlanmasına, programın düzenli işlemesinden toplantıya Erzurum’un kültürel havasının yansıtılmasına uzanan süreçte belediye tarafında ciddi bir emek olduğu görülüyordu. Ergün Engin’in gösterdiği titizlik, gayret ve yakın ilgi katılımcıların da takdirini kazandı.
Bu gibi ilmî toplantıları değerli kılan unsurlar, kürsüde söylenen sözlerle sınırlı değildir. O sözlerin söylenebileceği zemini hazırlayanlar, uzaktan gelen misafiri karşılayanlar, bir aksaklık yaşanmasın diye ayrıntıları düşünenler, kurumları aynı amaç etrafında buluşturanlar ve programın her safhasına gönüllerini katanlar da o ilmî faaliyetin görünmeyen kahramanlarıdır.
Bu sebeple başta İSAV mütevelli heyetinden Erzurum’a kadar gelip iki gün boyunca programı takip eden heyet üyelerine olmak üzere; Prof. Dr. Hanefi Palabıyık’a, Doç. Dr. Osman Nuri Karadayı’ya, Merve Akdemir ve Büşra Seçen Hanımefendilere, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanı Ergün Engin’e ve toplantının gerçekleşmesinde emeği bulunan bütün kurum ve gönül insanlarına panelistlerden biri olarak teşekkür ediyorum.
Emeklerine, gönüllerine sağlık.
İlim adına güzel bir iş yapılmışsa, o güzelliğin ardındaki emeği de hatırlamak gerekir. Çünkü vefa, geçmişi hatırlamanın yanında bugünün emeğini de yerinde ve zamanında takdir edebilmektir.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun, son derece yoğun programı arasında vakit ayırarak toplantıya katılması ve ilmî faaliyete gösterdiği yakın ilgi, hepimiz için ayrıca memnuniyet verici oldu. Üniversite yönetiminin böylesi ilmî ve kültürel faaliyetlere bizzat iştirak etmesi, programa verilen değerin de güzel bir göstergesiydi.
Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, Prof. Dr. Ahmet Taşğın, Prof. Dr. Emrah Dindi, Prof. Dr. Aynur Koçak, Doç. Dr. Hamza Kolukısa ve Dr. Hamit Demir hocalarımın kıymetli bildirilerini büyük bir ilgi ve zevkle dinledim. Her biri meseleye farklı bir pencereden yaklaşan bu sunumları takdirle takip ettim ve gönülden alkışladım.
Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu Beyefendi’nin oturumların büyük ekseriyetini başından sonuna kadar dikkatle takip etmesi, yer yer yaptığı değerlendirme ve katkılarla müzakerelere derinlik kazandırması gerçekten takdire şayandı. İlmî bir toplantıya gösterilen bu dikkat ve vefa, ayrıca zikredilmeyi hak eden güzel bir davranıştı.
Şimdi sıra, bir önceki yazımda sizlere söz verdiğim konuya geldi.
“Âşıklık Geleneğinde Dinî Düşünce ve Dinî Unsurlar” konulu Tartışmalı İlmî Toplantı’da sunduğum bildiriyi sizlerle paylaşmaya…
ÂŞIKLIK GELENEĞİ VE TÜRK-İSLÂM DÜŞÜNCESİNDEKİ YERİ
Konuyu üç ana başlık altında ele aldım:
II. Âşıklık Geleneği ve Türk Kültüründeki Yeri
III. Âşıklık Geleneğinin Türk-İslâm Düşüncesi İçerisindeki Yeri ve İşlevi
Âşığın temel vasfı sözdür. Ardından saz, ses, musiki, hikâye ve destan gelir. Ancak âşık, bunların hiçbirinden tek başına ibaret değildir. O, bütün bu özellikleri şahsında birleştiren çok yönlü bir sanat ve kültür insanıdır.
Âşığın başlıca vasıfları şöyle sıralanabilir:
1. Şairdir. Duygu, düşünce ve hadiseleri şiir diliyle ifade eder.
2. Söz söyleme kudretine sahiptir. Sözün zamanını, yerini, ölçüsünü ve sorumluluğunu bilir; gerektiğinde........
