Daha Ne Olsun!..
“Büyüyünce ne olmak istersin?” sorusuna “Büyümek mi? Filistin’de çocuklar hiç büyüyemeyiz ki. Her an bir kurşuna hedef olabilir, öldürülebiliriz. Sadece yolda yürürken bile vurulmuş bulabiliriz kendimizi.” diye cevap vermişsin “büyüdükçe küçülen” dünyada “büyümüş de küçülmüş” çocuk…
Öyle büyük laf etmişsin ki küçük beyim; bir tek “Allah-u Ekber”den küçük kalmış büyük harflerin. “Büyük bir alkış” diyeceğim lakin “bir elin nesi var iki elin sesi var” pek cılız çıkıyor bizim ellerde. Kurşun gibi sözlerin karşısında dibe vurmuş bütün başlıklar. Sen zaten öyle büyümüş, öyle olmuşsun ki “büyüyünce ne olmak istersin” sorusu pek küçük, pek çiğ kalıyor karşında…
Emin ol daha da büyüyeceksin. Filistin, FİL/İSTAN adını alacak. Karada görülen en büyük varlık olmakla kalmayacak, seni yerle yeksan etmeye kalkışanları “iki nehir arası”yla dolmuş hortumunla tükürüğünde boğacaksın. Seni öldürdüğünü sanadursun Firavun. Sen asiye karşı, Asiye’nin elinde büyüyen Musa’sın…
“Kuduz kelb” gibi saldıranlar “Kudüs kalb”ini geçemeyecek. “Kış uykusu”ndaki dünyaya gözlerindeki “kuş uykusu” yaşatacak en güzel rüyaları. “İçi geçmiş”lere “şekerleme”ler sunacak baldan tatlılığın, bayram sevimliliğin. “Gaza gaza” inşa ettiğin şehrine elbet bir gün “Refah” kapılarından gireceksin. Yanık yüreğine kar/buz ferahlığı sunulacak yakında…
Ant olsun ki incire, zeytine. İsmail ile İsrail arası emarda (mr) ayyuka çıkacak bahçesinde ölümsüz zeytin ağaçları yetiştirenlerle ocağına incir dikilenlerin tek harflik farkı. Tanrıyla güreşenlerin ultra/sonuna şehadet edecek umut ışığın…
Miraç toprağısın sen. Elbet yedi kat göklere, güneşe, “gözün aydın”a varacak secdelerin, isra isra gece yürüyüşlerin. Tekrar karşılaşacaksın, karşılanacaksın zaferle, muzafferle. Ömerler, Selahaddinler, Yavuzlar diyecek ki sana ey........© İnsaniyet
