menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Senegal… Sen de Gel!

19 0
27.06.2026

Yolculuk için bir taraftan hazırlık yaparken diğer taraftan heyecan dalgası da fırtınaya doğru evriliyordu. Bende biraz böyledir. Aslında biraz değil, hayli hayli fazla.

Sarı humma aşımı oldum, sıtma ilacımı içtim. Olası soğuk algınlıklarına karşı da doktordan ilaç yazdırdım. Sıra eşyaları hazırlamaya gelmişti. Hanım, valizimin hazırlanmasında bana genelde hiçbir iş bırakmaz; ancak rahatsız olduğu için bu kez iş bana düştü. Ben de elime yüzüme bulaştırdım. Önce son seyahatte kullandığım valizi aldım, sonra ondan vazgeçtim. Daha büyük olsun diye ikinci bir valiz çıkardım. Onun da tekerleklerinden birinin kırık olduğu ortaya çıkınca üçüncü valizi hazırladım. Tabii bütün bunlar iki gün içinde yaşandı.

Tişörtler, pantolonlar ve diğer giysilerin ardından çocuklar ve büyükler için hazırladığım kitaplar ile lokum gibi çeşitli hediyeler de valizde yerini aldı. Cemil bu süreçte bana her türlü lojistik desteği verdi, sağ olsun. Özellikle saklama alanı dolan telefonumun yedeklenmesi için iki gün boyunca neredeyse bütün vaktini bana ayırdı.

Bu hazırlıkları yaparken Sumud mücahitlerini düşündüm. Bıkmadan, usanmadan İsrail vahşetine karşı Gazze’nin sesi, Filistin’in nefesi, dünyanın vicdanı, ümmetin şerefi olmak için yola çıkanlar aklıma geldi ve utandım. Onlar da böyle bir hazırlık mı yapıyorlardı? Gittikleri yerde oteller mi vardı? VIP’te mi karşılanıyorlardı? Belli bir plan doğrultusunda gidip bir hafta sonra geri dönmenin hesabını mı yapıyorlardı?

Bunları düşündüm ve biraz daha utandım. Çabalarını takdir ettim. Şehitleri andım. Gazilere kalpten selam gönderdim. “Selam olsun o mücahitlere. Gazanız mübarek olsun. Zaferiniz kutlu olsun ey aziz insanlar!”

24 Mayıs 2026 / İstanbul

Afrika Denince Akla İlk Gelenler…

Türkiye Diyanet Vakfı ile gerçekleştireceğimiz kurban organizasyonu için gideceğimiz ülkenin Senegal olduğu kesinleşince zihnim sürekli Afrika’ya gitti. Afrika ile ilgili düşünceler aklıma üşüştü; isimler, mekânlar, olaylar…

İlk olarak zulüm geldi aklıma. Sömürgecilik, emperyalizm; katil, yamyam Batılılar… Hollanda, Portekiz, İngiltere, Fransa, sahtekâr ve münafık Amerikalılar, daha niceleri…

Pırıl pırıl gözlerdeki ferin söndürülmesi geldi aklıma. Analarından hür doğan çocukların, delikanlıların insanlık dışı yollarla; ambarlardan, ahırlardan geçirilerek götürülmesi, alınıp satılması geldi. Ellere, ayaklara, boyunlara, hatta ruhlara vurulan zincirler geldi. Madenler, hazineler, altınlar ve mücevherler karşılığında verilen incik boncuklar geldi. Umut ve inanç bezirganlığıyla kandırılan, aldatılan, Hristiyanlaştırılan insanlar geldi.

İlginçtir; bütün bu acılara rağmen bitmeyen bir coşku da geldi aklıma. Raks, heyecan, hayata bağlılık, tebessüm, neşe ve yaşama sevinci geldi. Sadelik, ilkellik, azla yetinme ve yaşanabilirlik geldi. Sahip oldukları zenginliğe rağmen fakir bir yaşam; varlık içinde yokluk, bahtsızlık geldi. Kara talih geldi.

“Kara talih” deyince aklıma “kara vicdan”, “kara gün”, “bahtı kara”, “kapkara düşünceler” gibi deyimler geldi. Sağımdaki, solumdaki, önümdeki kara çehrelere bakarken olumsuzlukların niçin “kara” kelimesiyle özdeşleştirildiğini düşündüm… Adana Milletvekili Ahmet Zenbilci ve Devlet Denetleme Kurulu Üyesi İsmail Kurul ile havaalanında buluştuk. İmam Hüseyin Yaşar’la birlikte yola çıktık; ancak o Pakistan’a gidiyordu. Havaalanında Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan Hoca ile de karşılaştık. Pakistan’a gittiği için, İbrahim Haşlamacı’nın imam hatip okullarının model olarak........

© İnsaniyet