Akıncı Beyi
(Merhum Özdemir BAYRAKTAR’a ithafen)
Şahbaz atlar gök yeleli akınlarda, Taşıyordu Buhara’dan Garipçe’ ye bir sancak. Musab’tan, Ulubatlı’dan mukaddes bir emanet, Bir alemdar, bir akıncı; onu bastı bağrına, Masmavi burçlara dikmek için. Kartal bakışlarıyla baktı gök kubbeye. Kanında Lütfi Reis’in hırçın rüzgârları, Karadeniz’in bitmez tükenmez dalgaları, Sarmıştı bir kere yorgun yüreğini. Bir hayaldi onu uyutmayan, Rahat döşeği bırakıp dağlarda oyalayan. Sevdasını bir kuşun kanadına yazdı, Dalgalansın diye gök otağda sancağı. Vira Bismillah! dedi, başladı gayrete, Bodrum katında bir atölye, Uykusuz gözlerde inanç, Sınır nöbetindeymiş gibi pür dikkat. İşinin izzetine adanmış bir ruh, Say ki Fatih’ten, Vecihi’den, Nurilerden el almış. Kızılelma’ya; ufuklara dalmış, İ’la-yi Kelimetullah’a sığınmış. Dedi ulular, geçmen gerek serden; Atıldı ileri Akıncı Beyi, Ve Beyin oğulları, Sarıldılar Akıncı Beyi’nin sevdasına. Dualara karışan hayaller, Cudi, Gabar, Uludere… Kar, fırtına,........
