Peki
Doktor bey kursağıma kaçan yıllarımı Heimlich Manevrası ile çıkarabiliyor muyuz, diye sordu. Oysa kadının yapması gereken sadece oyunu kurallarına uygun oynamaktı. O iş aslında sizin sandığınız gibi değil ama peki, öyle olsun dedi. Yaptığımın doğru olduğunu bilmem içimdeki lavları söndürmüyor, diye düşündü kadın.
İnanmak isteyen birinden daha korunaksız bir şey yoktur şu hayatta. Kendine her şeyin yapılmasını reva görebilirdi. Kaldı ki kadının da kendine dair hiç hoş düşünceleri yoktu aslında. Konuştukları duyulmayacak kadar içine içineydi mesela.
Kadın, bu iğneler canımı çok yakıyor, sızısından bütün gece kabinin içinde dolanıyorum, bari bir gece ara versek olmaz mı? Az da olsa uyurdum, diye sordu. Doktor eğildi, kadının yüzünü elinin içine aldı, baktı, Radbi gayet iyi gözüküyor dedi, kadının sözlerini duymazdan gelip, iğneyi kadının damarına zerk etti.
Kadın çırpınabilirdi, ses çıkarabilirdi, kaçıp kurtulabilirdi. Sanki anestezi etkisindeymiş de beyhude çabalarla ilişkisini saatler önce kesmiş gibi doktor yüzüne eğildiği an, peki dedi. Başka bir şeye gerek yoktu ki, doktor ona bir isim takmıştı. Radbi, Radbi, Radbi… Bütün gece kulaklarında bu ses çınladı. Bundan daha güzel bir bergüzar olabilir miydi?
Doktor her gün sabah ve akşam kadını görmeye geliyor, kaldığı odanın kapısını bizzat kendi açıyor, ilaçlarını elleriyle kadına veriyor, yemeğini önüne getiriyor ve kadının bitirdiğinden emin olana kadar odanın etrafında dolanıp onu gözlemliyordu. Kadının her hareketini not alıyor, onu gözünden hatta kendisinden bile sakınıyordu. Ona yardımcı olmak isteyen asistanlara kadına dair işlerin hiç birini yaptırmıyor. Kadının etrafında pervane gibi durmaksızın dönüyordu.
Söz konusu tedavi sürecini uygulamak olduğunda doktor o kadar başına buyruk ve umarsızdı ki, kadına hiç söz hakkı tanımıyor, arada bir yapacağı eylemi yapmadan önce soran gözlerle kadına baksa da esasen kadının vereceği cevabı hiç beklemiyordu. Kadın da ona yapılan her eyleme doktordan daha fütursuzca bir ruh ile peki, diyordu. Kadındaki bu hal, kendini hiçliğe bırakmanın beşeri haliydi sanki. Kadının ağzından dökülen peki’ler intisap kapısını aralayan, şeyhine biat eden derviş edasındaydı belli ki. Ortada biat edilecek hiçbir şey olmasa........
