menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yenilenme

27 0
15.03.2026

Hayat, dünyaya gözlerini açan her bebeğe “her daim kendini yenile” mesajını fısıldarken aslen kendi anlamını da ortaya koyar. Kubbealtı Lugati’nde hayatın dokuz anlamından birkaçı bu hakikate işaret eder:

Hayat 1: Organların canlının varlığını devam ettirecek şekilde işlemesi; canlıların, organlarının faaliyeti sonucunda varlıklarını sürdürmesi durumu, yaşama, dirilik.

Hayat 5: Hareketli ve zevkli yaşayış, canlılık.

Hayat 6: Yaşama gücü, yaşama şevki.

Bu üç tanımda karşımıza çıkan en temel husus canlılıktır. Kâinattaki her canlı varlık, kendini yenilemekle yükümlüdür. İnsan dışındaki varlıklarda bu yenilenme doğal bir süreçle ilerlerken; insanda bu sürecin bir kısmı biyolojik, diğer kısmı ise cüz’i irade ile gerçekleşir. Asıl mesele de tam buradadır: İnsanın kendi iradesiyle gerçekleştirmesi gereken ruhsal yenilenme.

İçsel ve Ruhsal Dönüşüm

Fiziksel olarak insan, istese de istemese de yenilenir. Cildin, saçın ve hücrelerin tazelenmesi kaçınılmaz bir biyolojik döngüdür. Ancak asıl olan; insanın kendini ruhça, heyecan ve mana yönüyle içsel olarak tazeleyebilmesidir.

Peki, insan iç dünyasını nasıl yeniler? Bunun yolu, ruhu “manevi hastalıklardan” korumaktan geçer. Kibir, haset, hırs, cimrilik, ikiyüzlülük, israf, zulüm, ego tatmini, güce tapma, nefsani isteklere esir olma ve yalan gibi kirlerden arınan kişi, gerçek yenilenmeyi başarmış demektir.

“İnsan kendini sık sık sorguya çektikçe ve hayatının tüm aşamalarını gözden geçirdikçe, bu hastalıklardan korunarak yenilenme imkânı elde eder. Kendini her dem yenileyen kişi, önüne kurulan nefis tuzaklarından da korunmuş olur.”

“Her Dem Yeni” Olabilmek

Daha çok mal edinmek veya makam sahibi olmak için gayriahlaki yollara sapanlar, bir gün bu hırsların iç dünyalarında açtığı yarayı fark edecekler. Fakat o gün, bu zararı onarmaya vakit kalacak mı? Nefsanî arzularına teslim olan, israf veya cimrilik batağına saplanan bir ruh, bu ağırlıklarla nasıl şifa bulacak?

Yunus Emre’nin şu beyti, bu ilahi yolculuğun özünü ne güzel özetler: “Biz sevdük ‘âşık olduk sevildük ma‘şûk olduk / Her dem yini dirlikde sizden kim usanası”

Bu beyitteki “her dem yeni dirlik”, sürekli bir tazelenmeyi işaret eder. Tıpkı her gün aynı yemeği aynı şekilde sunan bir aşçının dikkat çekememesi gibi; düşüncesini ve yöntemini yenilemeyen insan da hakikati anlatmakta yetersiz kalır.

Metot ve Üslupta Yenilik: Tevhidin Sunumu

Tevhid inancı, Hz. Âdem’den beri insanlığın pusulasıdır. İnsanoğlu bu inançtan uzaklaştığında, Rabbimiz yeni peygamberler göndererek bu özü hatırlatmıştır. Her peygamberin tebliğ ettiği öz (Tevhid) aynı olsa da sunum şekli, yaşanılan çağın şartlarına ve ihtiyacına göre yenilenmiştir.

Bugün bize düşen görev de Tevhid inancını günümüz insanının diline ve idrakine uygun şekilde sunmaktır. Bu sunum; bazen bir sinema filmi, bazen bir bilgisayar oyunu, bazen akademik bir makale, bazen de bir tiyatro eseri olabilir. Yeter ki amaç, bu sarsılmaz ilkeyi modern dünyanın dikkatini çekecek yeni bir yöntemle anlatmak olsun.

Bilgimizi, eylemlerimizi ve tutumumuzu çağın şartlarına göre yenilediğimiz sürece dinç kalabiliriz. Kalabalıklar ve gürültüler içinde yalnızlaşan insanlara gönül diliyle ulaşmak, ancak “her dem yenilenen” bir ruhla mümkündür.

1965 Artvin doğumlu. İlkokulu Murgul’da, ortaokul ve liseyi Artvin’de okudu. 1988’de Uludağ Üniversitesi Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünden mezun oldu. 1989’da başladığı öğretmenlik görevine devam etmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Osmanlı Türkçesinden yeni alfabeye açıklamalarla hazırladığı ve yayımlanan altı adet çalışması [İntibah (Namık Kemal), Araba Sevdası (Recaizade Mahmut Ekrem), Eylül (Mehmet Rauf), Hatıralarım (Yusuf Akçura), Medrese Hatıraları (Muallim Naci) ile Siyaset ve İktisat (Yusuf Akçura)] vardır. Erdoğan Muratoğlu’nun Ahenk, Edebiyat Ortamı, Hece, Türk Dili, Mevlana Araştırmaları Dergisi ve Çoruh adlı süreli yayınlarda yayımlanmış öykü, deneme ve incelemeleri bulunmaktadır.


© İnsaniyet