menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Edebiyatımızda Münacat (22)

9 0
20.03.2026

Muallim Naci (İstanbul, 1850 – İstanbul, 13 Nisan 1893)

1) İlâhî cihân-âferîn zü’l-celâlim

Şuhûd-î rübûbiyyetinde avâlim

2) Temâsîl-i erteng-i pür-hikmetindir

Kerîm ü kerem-dîde, mazlum ü zâlim

3) Huzurunda mahsût-i kalb ü lisânım

Hurûşân-sirişkim, perîşân-mekâlim

4) Ne hâcet var izhâr-ı acz ü niyâza

Bütün iftikarım, bütün ibtihâlim

5) Muammâ-yı dil bir garîb âferîde

Ne mecnûn ne âkil ne câhil ne âlim

6) Bilen varsa sensin nasıl nüshayım ben

Bana verdi hayret gumûz-i meâlim

7) Nasıl i’timâd eyleyim mâ-sivâya

Ki her bir demimdir dem-î intikâlim

8) Bekâ yoksa dünyâda ukbâda vardır

Benim var mı yoktur demek ihtimâlim

9) Eder rûh-i Nâcî şu ikrârı tekrâr

Masûnü’z-zevâlim, Masûnü’z-zevâlim

10) Senin lûtf-i vâlânı gözler ümîdim

Senin kurb-i â’lânı özler hayâlim

11) Şu hâlim olur belki gufrânı câlib

Olur belki gufrânı câlib şu hâlim

1) Celal (yücelik) sahibi ve cihanı yaratan Allah’ım, Âlemler, Sen’in Rabliğine şahitlik ediyor.

2) Kerîm (“Vâdini yerine getiren, çok verici, lutuf ve ihsânı bol, kendisine sığınanı geri çevirmeyen” anlamında esmâ-i hüsnâdan (Allah’ın en güzel isimlerinden)dır) ve kendine ikram edilmiş, mazlum ve zalim hikmet dolu resimli kitapların sembolleridir.

3) Kıskanılan kalp ve dilim huzurunda. Çağlayan gözyaşım, perişan sözüm de.

4) Güçsüzlüğe ve yalvarmaya ne gerek var? Bütün fakirliğim ve bütün yalvarışım ortada.

5) Gönül bilmecesi garip bir yaratıktır. O, ne delidir ne akıllıdır, ne cahildir ne bilgindir.

6) Beni bilen varsa o da Sen’sin, nasıl biri olduğumu sadece Sen bilirsin. Hayret (Evren karşısındaki şaşkınlık), bana anlamı kapalılaştırdı, gizemli kıldırdı yüce bağışlamanı.

7) Masivaya (Sen’den başkalarına) nasıl itimat edeyim? Çünkü geçiş anım, her bir anımdır.

8) Ölmezlik dünyada yoksa ahirette vardır. Benim yoktur demek ihtimalim var mı?

9) Naci’nin ruhu şunu tekrar kabul eder: Yokluktan korunmuşum, yokluktan korunmuşum.

10) Ümidim, Sen’in yüce bağışlamanı bekliyor. Hayalim, Sen’in pek yüce yakınlığını özlüyor.

11) Şu hâlim belki Sen’in affını çeker. Şu hâlim belki affını yakınlaştırır.

Muallim Naci, Münâcât, Tercüman-ı Hakikat, nr: 1610, 17 Zilhicce 1300/7-19, Teşrin-i evvel 1883, s. 3.

1965 Artvin doğumlu. İlkokulu Murgul’da, ortaokul ve liseyi Artvin’de okudu. 1988’de Uludağ Üniversitesi Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünden mezun oldu. 1989’da başladığı öğretmenlik görevine devam etmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Osmanlı Türkçesinden yeni alfabeye açıklamalarla hazırladığı ve yayımlanan altı adet çalışması [İntibah (Namık Kemal), Araba Sevdası (Recaizade Mahmut Ekrem), Eylül (Mehmet Rauf), Hatıralarım (Yusuf Akçura), Medrese Hatıraları (Muallim Naci) ile Siyaset ve İktisat (Yusuf Akçura)] vardır. Erdoğan Muratoğlu’nun Ahenk, Edebiyat Ortamı, Hece, Türk Dili, Mevlana Araştırmaları Dergisi ve Çoruh adlı süreli yayınlarda yayımlanmış öykü, deneme ve incelemeleri bulunmaktadır.


© İnsaniyet