Mukabeleyi Anlamlı Kılmak
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği Ramazan Ayı, “Kur’an Ayı” olarak bilinir. Zira Rabbimiz “Ramazan ayı ki, Kur’an insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak onda indirildi…” buyurur. (Bakara, 2/183-187) On iki ay içinde, Kur’an-ı Kerim’de adı anılan tek aydır Ramazan ayı. Yüce Allah sadece onu anmakla kalmaz, ilgili ayetlerde onu aynı zamanda planlar. İşte bütün bu ayrıcalıkları sebebiyle kültürümüzde bu ay, “On bir ayın sultanı” olarak kabul görür.
Allah Rasûlü, Ramazan gün ve gecelerinde, bol bol Kur’an okur, hayır ve hasenatta bulunurdu. Cibril (a.s), Ramazan sonuna kadar her gece gelir ve Hz. Peygamber de O’na Kur’an okuyup dinletirdi. (Buhârî, Savm, 7) O (sav) Ramazan gecelerini ihyâ eder, saatlerce sürecek şekilde terâvih veya teheccüd namazları kılar, ashâbını da buna teşvik ederdi. (Buhârî, Teheccüd, 5) Ramazanın son on gününe, ayrı bir önem verir, Mescid-i saâdette îtikâfa girer, ibâdet ve taatle meşgul olurdu. Peygamberimizin bu uygulaması, vefat edinceye kadar devam etti. Her yıl on gün îtikâfa girerken, vefat ettikleri yıl îtikafları yirmi gün sürdü. O seneki Ramazanda Cibrîl (a.s)’a Kur’an-ı Kerim’i iki defa arz etti. (İbn Mâce, Sıyâm, 58)
Genç sahabîlerden İbn Abbas, Rahmet Elçisi’nin Ramazan ayında Kur’an ile olan sıkı ilişkisini çarpıcı bir dille tasvir eder. Onun anlattığına göre “Allah Rasulü, insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman ise, Cibril (as) ile Kur’an’ı karşılıklı olarak okuduklarında gerçekleşirdi. O, yağmur yüklü bulutları getiren rüzgarlar kadar cömertti.” (Buhârî, Bed’u’l-Vahy 1; Savm 7; Bed’u’l-Halk 6; Menâkıb 23; Fedâilu’l-Kur’an 7)
İbn Abbas’ın bu rivayetindeki “karşılıklı Kur’an okuma” ifadesi metinlerde “yudârisuhû”, “yuâriduhû” , “ya’ridu aleyhi Rasûlullah” şeklinde farklı tabirlerle ifade edilir. “Yudârisuhû” ifadesi, Cibril (as) ile Hz. Peygamber’in karşılıklı olarak Kur’an çalışması; “yuâriduhû” ifadesi ise, Cibril’in Kur’an’ı Hz. Peygamber’e arz etmesi anlamına gelir. Merhum Kamil Miras bunu: “Önce Hz. Peygamber, Cibril’e okurdu, buna ‘arz’ denirdi. Sonra aynı ayetleri bu defa Cibril (as) okurdu ki, buna da ‘mukabele’ denirdi.” şeklinde izah eder. (Tecrid-i Sarîh Tercemesi, VII. 316)
İbn Abbas rivayetinden anlaşılan Cebrail (as) ile Rasulullah (sav) arasında geçekleşen “Mukâbele”, aslında Kur’an’ın karşılıklı olarak korunmasına, ezberlenmesine ve anlaşılmasına yönelik bir çabaydı. Burada söz konusu olan şey, Kur’an’ı anlama ve kavrama çalışmasıydı. Asırlardır bizde, geleneksel bir şekilde neredeyse her camide hem erkekler hem de hanımlar bu “mukabele” denilen sünnete uyarak Ramazan boyunca Kur’an-ı Kerim’i hatmederler. Şüphesiz bu faaliyet, yediden yetmişe Müslümanların Allah’ın Kitabıyla buluşmaları adına oldukça sevindirici bir durumdur. Fakat itiraf etmeliyiz ki, genel itibariyle bu gayretin altında yatan asıl sâik, daha çok Kur’an-ı Kerim’i okuma, dinleme ve hatmetme sevabına erişme arzusudur. Oysa Cebrail (as) ile Rasûl-i Ekrem arasındaki karşılıklı okumalarda “okunma” kadar “anlama” da söz konusuydu. Zira Kur’an, anlaşılması ve uygulanması için gönderilmişti. Burada asıl olan, Yüce Allah’tan gelen emir ve yasakların anlaşılması, ilahi öğütlerin öğrenilmesidir. Anadili Arapça olanlar elbette anlayışları nispetinde ilahi mesajları kavrayabilmektedir. Halbuki okunan ayetlerin, farklı dilleri konuşanlar tarafından anlaşılabilmesi için apayrı bir çabayı gerektirir.
Bu sebeple, mukabele sünnetinin asıl amacına uygun bir şekilde yerine getirilebilmesi için, ya okunan cüzün hemen ardından tercümesinin de okunması yahut en azından o cüzden bazı ayetlerin seçilerek dinleyenlere anlatılması gerekir. Bu, cüz okuyan her hafızın rahatlıkla yapabileceği kadar kolay, Kuran’ın gönderiliş amacını dikkate almak kadar önemli bir faaliyettir. Böylece hem okuyanlar hem de dinleyenler ve takip edenler, o cüzde okunan ayetlerin içeriğinden haberdar olacaklar ve gereğiyle de amel etmeye gayret edeceklerdir. Bu sayede Mukabele, maksadına uygun bir şekilde gerçekleştirilecek ve daha da “anlamlı” hâle gelecektir.
Aynı faaliyetin kürsülerde vaizler tarafından da yapılması son derece yararlı olacaktır. Her cüzden seçilecek farklı üç-beş konudaki ayetlerin cemaate açıklanması şeklinde yapılacak bir vaaz birkaç yönden önem arz etmektedir. Öncelikle okunan bazı ayetler anlaşılmış olacaktır. Sonra tek bir konuyu uzun uzadıya anlatmak yerine, birkaç farklı konu üzerinde durmak, dinleyicinin dikkatlerinin tazelenmesine ve vaazın daha rahat dinlenmesine yardımcı olacaktır. Yine Ramazan boyunca 29-30 konu işleneceğine, imandan ibadete, ahlaktan muâmelâta, tarihten geleceğe kadar yüzlerce konunun işlenmesi sağlanacaktır. Neticede belli ayetlerin seçilmesi, dinleyenlerin dikkatlerini o gün okunan cüze çekecek ve belki de dinleyenleri daha geniş okumalar için tefsirlere yöneltecektir.
İşte bütün bunlardan dolayı Ramazan ayında anlamlı bir mukabele okunması amacıyla her cüzden bazı ayetleri seçmeye çalıştık. Şüphesiz ilgisi, bilgisi, beklentisi ve ihtiyacını gözeterek herkes kendisine göre bir seçki yapabilir. Biz, değerli okuyucularımıza hem bir örnek hem de kolaylık olsun diye her cüzden okunması ve açıklanması için seçtiğimiz ayetlerin bir listesini sunuyoruz. İnanıyoruz ki böyle bir gayret, Kur’an Ayı’nın........
© İnsaniyet
