Nevzat Çiçek Meclis Başkanı Kurtulmuş: Hırsızlık yapanın, yanlışlık yapanın dinlisi dinsizi olmaz
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı için bulunduğu İtalya'da sorularımızı cevaplandırdı.
Kurtulmuş'un Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği'ndeki "Türk Toplumuyla Buluşma" programını da takip etme imkânı buldum. Toplantıya iş çevreleri, öğrenciler ve sivil toplum kurumlarının temsilcileri katıldı.
Kurtulmuş, buradaki buluşmada özellikle 3 yılını geride bırakan İsrail hükümetinin Gazze'de devam ettirdiği soykırımın, Batı Şeria'da devam ettirdiği insanlık dışı uygulamaların dünya sisteminin çöküşünü de ayan beyan bütün insanlığa gösterdiğini vurguladı.
Kurtulmuş, Türkiye olarak bütün bölgesel ve küresel sorunlara bakış açılarının diplomasi masasını açık tutmak, müzakereyi esas almak ve çatışmaları karşılıklı müzakerelerle sonlandıracak bir etkinliğin içerisinde olmak olduğunu dile getirdi.
Özellikle yürütülen süreçle ilgili olarak 3 sigortayı yasanın içine yerleştirdiklerini kaydederek, terör örgütünün silahlarını bırakması ve kendisini feshettiğinin anlaşılmasının güvenlik birimlerince tespiti ve Millî Güvenlik Kurulu'nun bunu teyit etmesinin birinci sigorta olduğunu söyledi.
İkinci sigortanın Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlığında bakanlıkların ve üst düzey devlet kurumlarının katılımıyla oluşan işleyişten sorumlu kurul olduğunu belirten Kurtulmuş, Meclis'te oluşturulacak izleme komisyonunun üçüncü sigorta olduğunu ifade etti.
Kurtulmuş, "'Ya silah bırakmazlarsa' gibi birtakım endişeler zaman zaman gündeme geldi vatandaşlarımızın nezdinde. Öyle bir şey yok. Silah bırakmazlarsa zaten kabul edilen bu yasa uygulamaya konulmayacaktır. Burada devlet olarak kendimizi, milletimizi garanti altına aldık. Sigortalarını yasanın içerisine yerleştirmiş olduk" dedi.
Kurtulmuş, bu sürecin sadece bir yasa, bir terör örgütüyle ilgili bir mesele olmadığını, bölgenin derlenip toparlanmasıyla ilgili de önemli ve tarihî bir adım olduğunu kaydetti.
Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye sadece Türkiye'nin sınırlarıyla ilgili bir mesele değil, daha şimdiden bölge ülkelerine, hem Suriye hem Irak hem diğer ülkelere olumlu etkilerini gördüğümüz bir süreci başlatmıştır. Ümit ediyoruz ki Terörsüz Türkiye sürecinin gelişmesiyle birlikte terörsüz bölge dediğimiz husus da gerçekleşecek" dedi.
Meclis Başkanı Kurtulmuş'a fon meselesinden Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine, Mekke İttifakı'ndan Terörsüz Türkiye'ye kadar merak ettiklerimi sorduk.
Meclisin yeni yasama yılının açılışı günü Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderlerin yanına gidip elini sıkmasını Terörsüz Türkiye'yle ilişkilendirilebilecek bir durum olarak görüyor musunuz?
Siyaset zaten böyle olması lazım. Siyaset, fikirlerin mücadele ettiği, hatta gerektiğinde fikirlerin çarpıştığı bir alan. Medeni ilişkilerin bütün siyasi partilerin liderleri tarafından, hatta bütün mensupları tarafından gösterilmesi lazım. Bu medeni buluşmanın zemini de Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Zaten partiler Türkiye'nin 81 ilinde kendi faaliyetlerini icra ediyorlar ama gelip müştereken faaliyet yaptıkları tek yer, tek zemin de Türkiye Büyük Millet Meclisi.
Onun için Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu karşılaşmaların yapılması lazım. Hatırlarsınız, daha evvel Meclisin açılış resepsiyonunda bütün muhalefet partilerinin liderleriyle Cumhurbaşkanımız aynı mekânda buluştu. Bunlar iyi şeyler, doğru şeyler.
Meclis Başkanı seçildiğimden itibaren bütün arkadaşlara söylüyorum. Devletin 2 tane resmî günü var: 30 Ağustos ve 29 Ekim. Devletin de 1 tane başkanı var, Cumhurbaşkanı var. Bu tebrikat törenlerinde partilerin hepsinin oraya gelip kendilerini göstermeleri aslında kendi lehlerinedir ve Türkiye siyasetine olumlu katkı sunar. Bu, siyasetin olması gereken asgari anlayışıdır. Ümit ederim herkes bu noktaya gelir. Doğru buydu.
Bir de şöyle bir şey var. Terörsüz Türkiye gibi Cumhuriyet tarihimizin en önemli meselesini çözmede büyük bir irade göstermiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, aslında diğer bütün problemlerini de çözebilecek güce, iktidara sahiptir. Bunun için de müzakere edeceğiz. Farklı fikirlerde olanlar ortak bir noktada buluşmak için önce birbirlerinin varlıklarına saygı duyacak, ondan sonra da fikirlerine saygı duyarak müzakere edecek. Ben oldukça olumlu bir adım olarak gördüm.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması ne zaman Meclise gelir?
Daha bize herhangi bir yazı intikal etmedi. Usul olarak biliyorsunuz, bunun bir uluslararası anlaşma hâline gelmesi için Meclis Başkanının imzasıyla Cumhurbaşkanlığından gelen teklif Genel Kurula havale edilir. Henüz bu aşamaya gelinmedi. Teklif gelince kısa bir süre içerisinde Meclisin önce komisyonuna, ardından da Genel Kuruluna gelir ve Meclis görüşmelerini yapar.
Tabii bu konuda çok hassas bir konu var. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bölgenin 3 önemli unsuru. Bu bölgede güçlü bir savunma ittifakı oluşturmaları bölgenin lehine olur. Burada hassas konu, bu ittifak hiçbir üçüncü ülkenin aleyhine değildir ve olmamalıdır. Hatta gerekirse başta bölge ülkelerimiz olmak üzere bu ittifak genişlemeli. Afrika'daki, Asya'daki, uzak bölgelerdeki güçlü Müslüman ülkelerin de bu savunma ittifakının içerisine girmeleri lazım. Çünkü bölgedeki gelişmeler gösteriyor ki hiçbir bölge ülkesi, ne kadar zengin olursa olsun, asla dışarıdan bir savunma temin edemeyecektir.
Katar'da Hamas heyetinin bombalanması sonrasında bunu defaatle kamuoyuna da ifade ettim. Orada İsrail sadece Hamas'a ve bölge ülkelerine bir cevap vermedi, Amerika'ya da doğrudan cevap verdi. "Ne kadar para alırsanız alın, siz bu ülkelerin güvenliğini sağlayamazsınız." mesajını verdi. Dolayısıyla İslam dünyasının içinde bulunduğu bu fevkalade olumsuz şartlardan kurtulabilmesinin ilk şartı, kendi güvenliğini sağlayabilecek bir iradeyi ortaya koymasıdır. Ümit ederiz ki Mekke Anlaşması böyle bir adımın başlangıcı olsun. Bölgede başta Müslüman ülkeler olmak üzere farklı gruplar arasındaki çatışma potansiyellerinin de ortadan kaldırılmasına vesile olsun.
Tabii bölge ülkelerinin en önemli ortak meselesi, İsrail'in yayılmacı, saldırgan politikalarına karşı uyanık olmak, tedbirli olmak ve iş birliği içerisinde olmaktır. Dolayısıyla Mekke İttifakı'nı İslam ülkeleri arasında bir çatışma alanı olarak değil, tam tersine derlenip toparlanmanın mekanizmalarından birisi olarak görmenin yararlı olacağı kanaatindeyim.
Asker gönderilmesi gibi bir konu olursa Meclis ayağında ayrıca bir süreç olacak mı?
Daha metin gelmedi. Meclise geldiğinde bunlar konuşulur. Tabii bu konuda çok farklı fikirler müzakere edilecek. Kararı verecek olan Meclistir. Ama prensip olarak Türkiye şimdiye kadar yabancı ülkelerde yapmış olduğu askerî misyonlarının hiçbirisinde savaş amacıyla bulunmamıştır. Hepsinde oraların güvenliğini sağlamak ve barışın tesisine katkı sunmak için oradadır. Afganistan'da öyle olmuştur, Balkanlar'da öyle olmuştur, Somali'de öyle olmuştur.
Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan arasında da bir birlik vardı. Şimdi bir de Mekke İttifakı geliyor. Bunlar ileride birleştirilebilir mi?
Bunun bir de öncesi var. Biliyorsunuz, RCD (Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği) diye bir şey vardı. Daha öncesinde Sadabat Paktı vardı. Bunlar bölgenin önemli ülkeleri. Bir araya gelmelerinde büyük fayda var. Günümüz şartları da bunu kaçınılmaz bir mecburiyet olarak ortaya koyuyor. Genişletilebilir. Mısır işin içerisine konulabilir. Malezya, Endonezya ileriki adımlarda işin içerisine girebilir. Yine aynı şekilde Afrika'daki bazı güçlü ülkeler de bu işin içerisine girebilir. Hatta İran'ın da bir müddet sonra böyle bir paktın içerisinde olması İslam........
