Yıkımın eşiğinde yeni bir dünya düzeni
13–15 Şubat tarihlerinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, bu yıl alışıldık diplomatik temennilerden çok uzak bir atmosferde gerçekleşti. 1963’te Soğuk Savaş döneminde başlatılan ve transatlantik güvenlik mimarisinin önemli buluşma zeminlerinden biri haline gelen konferans, aradan geçen on yıllara rağmen küresel güç dengelerinin ve askeri stratejilerin konuşulduğu en kritik platformlardan biri olmayı sürdürüyor.
Bu yıl yapılan konuşmalar, yaklaşan küresel gerilim döneminde kimin ne kadar silahlanacağına ve hangi stratejik yükü üstleneceğine odaklandı. İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen ve “kurallara dayalı düzen” olarak adlandırılan çerçevenin artık sürdürülemediği açık biçimde dile getirildi. Diplomasi geri çekilirken, nükleer caydırıcılık, askeri bütçeler ve bloklaşma yeniden merkez sahneye yerleşti.
Yıkım söylemi ve düzenin merkezindeki kırılma
Münih Güvenlik Konferansı öncesinde “Under Destruction – Yıkım Altında” başlığıyla yayınlanan rapor, “Dünya yıkıcı siyaset dönemine girdi” vurgusuyla başlıyor. Rapora göre artık dünya geçici krizler döneminde değil, “yıkım siyaseti” olarak tanımlanan bir aşamada. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzen yalnızca baskı altında değil, yapısal bir çözülme sürecine girmiş durumda; uluslararası hukuk, çok taraflı kurumlar ve kurallara dayalı ticaret rejimi aşınıyor. Reform ve işbirliği yerine güç hesapları, stratejik özerklik arayışları ve bloklaşma öne çıkıyor.
Raporda çözülmenin merkezine de işaret ediliyor: “İronik bir şekilde, 1945 sonrası düzeni şekillendirmede diğer ülkelerden daha fazla rol oynayan ABD başkanı, şimdi bu düzeni yıkmaya çalışanların en önde geleni.”
Bu kırılma Avrupa’da toplumsal düzeyde de hissediliyor. Rapordaki verilere göre Almanların f’sı, İngilizlerin R’si ve Fransızların P’si ABD’yi NATO içinde daha az güvenilir buluyor. Almanların r’si, Fransızların c’ü ve İtalyanların `’ı Trump’ın politikalarının ülkelerine zarar vereceğini düşünüyor. Transatlantik güven ilişkisi tarihsel bir aşınma yaşıyor.
Buna karşın rapor tarafsız bir metin değil. “Yıkım siyaseti” sürecinin hangi askeri müdahaleler, yaptırımlar ve ekonomik dayatmalarla şekillendiği sorusu büyük ölçüde açıkta bırakılıyor. Düzenin çözülmesi bir sapma gibi sunulurken, bu düzenin yıllardır yarattığı eşitsiz ve hiyerarşik karakterini sorgulanmıyor.
Amerikan hegemonyasının yeniden tanımı
Münih’te Trump yönetimini temsilen konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, konuşmasında ABD Ulusal Savunma Stratejisi’ndeki “müttefiklerle yük paylaşımının artırılması” bölümünü teknik bir ayrıntı değil,........
