menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu’nun NATO’su!

21 0
17.08.2026

7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının üçünün de saldırıya uğramış sayılacağını söylemesi ve bu düzenlemeyi NATO’nun 5. maddesine benzetmesi, anlaşmanın “Ortadoğu’nun NATO’su” olarak tanımlanmasına yol açtı. Bu benzetmenin ne ölçüde doğru anlamak için anlaşmanın içeriğine ve üç ülkeyi aynı zeminde buluşturan farklı hesaplara bakmak gerekiyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında siyasi ve askeri işbirliğini düzenli bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor. Anlaşma kapsamında üç ülkenin düzenli olarak bir araya gelmesi, savunma ve dış politika alanlarında koordinasyon sağlaması ve bakanlar düzeyinde bir komite oluşturulması öngörülüyor. Suudi Arabistan’da kurulacak daimi sekretarya ise bu işbirliğinin sürekliliğini sağlayacak kurumsal yapı olarak tasarlanıyor.

Anlaşmanın temelini, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış kabul edilmesi oluşturuyor. Bunun yanında askeri eğitim ve ortak tatbikatların geliştirilmesi, savunma alanında bilgi ve deneyim paylaşılması ve askeri işbirliğinin güçlendirilmesi öngörülüyor. Savunma sanayii de anlaşmanın önemli başlıklarından biri. Ortak savunma projeleri, üretim ve teknoloji transferi yapılması hedefleniyor. İnsansız sistemler, elektronik harp ve yapay zekâ gibi alanlarda ortak çalışmaların yanı sıra savunma teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik işbirliği de anlaşmanın kapsamına giriyor.

Üç ülke, farklı çıkar

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı aynı savunma anlaşmasının içinde buluşturan temel unsur, ortak bir askeri stratejiden çok farklı ihtiyaçların kesişmesi. Anlaşmanın arkasındaki dinamikleri her ülkenin kendi beklentileri üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Türkiye açısından anlaşma, Körfez’deki siyasi ve askeri ağırlığını artırmanın yanı sıra savunma sanayii için önemli bir alan açıyor. Suudi Arabistan’ın yüksek savunma harcamaları ve savunma sanayiini yerelleştirme hedefi, Türkiye’nin insansız hava araçlarından elektronik harp sistemlerine, füze teknolojilerinden zırhlı araçlara uzanan savunma sanayii kapasitesi açısından önemli bir pazar oluşturuyor. Ortak üretim, teknoloji transferi ve yeni savunma projeleri, Ankara açısından bu ilişkinin ekonomik boyutunu da güçlendirebilir.........

© İlke TV