Tüm eksiklere ve hatalara rağmen neyse ki ‘Anadolu’nun bereketi’ var!
Bazen olumlu haberler de geliyor. Hem de yapısal sorunlarla boğuşan bir sektörden, tarımdan!.. Sanmayın ki bu rejimin şahane icraatlarından ötürü, iklim değişkenleri ve bu toprakların bereketi sayesinde… Dünya Bankası’nın yayımladığı ‘2025 Tarımsal Hasıla Raporu’ verilerine göre, Türkiye’nin tarımsal hasılası, tarihte ilk kez 80 milyar dolar barajının üzerine çıkarak 83.2 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı. Bu rakamlarda küresel fiyat hareketlerinin ve pazar eğilimlerinin de etkisi büyük… Bu tarihî rekorla birlikte Türkiye, tarımsal üretim gücüyle, Avrupa’da birinci sıradaki yerini korurken, dünya genelinde ise yedinci sıraya yükselmiş oldu.
Dünya Bankası raporunda ülkeler, ziraat ve hayvancılığı içeren tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinin verileriyle değerlendiriliyor. Listenin ilk sırasında, üretim dendi mi pek çok alanda uzak ara zirveye egemen olan Çin Halk Cumhuriyeti yer alıyor; 1 trilyon 298 milyar dolarlık devasa tarımsal hasılasıyla… Çin’i, 639.8 milyar dolarlık hasılayla Hindistan ve 248.9 milyar dolarlık hasılayla ABD izliyor. Endonezya, Brezilya ve Türkiye gibi gelişen ekonomilerin de güçlü bir artış yakaladığı görülüyor.
2002 yılında 24.5 milyar dolar hasılayla dünya sıralamasında 12’nci olan Türkiye, 2023’te 72.9 milyar dolarla sekizinci sıraya, son verilerle birlikte ise 83.2 milyar dolarla yedinci sıraya yerleşti. Türkiye, elde ettiği bu hasıla miktarıyla, Avrupa pazarındaki tarımsal üretim liderliğini güçlü bir şekilde sürdürüyor.
DÜNYA TARIMSAL HASILA SIRALAMASINDA İLK 10 ÜLKE
ÜRÜN DİNAMİKLERİNDE YAPISAL FARKLILIKLAR
Küresel tarım sektöründe üretilen gıdanın ortalama yüzde 80 ila yüzde 85’i iç piyasada tüketiliyor, yalnızca yüzde 15 ila yüzde 20’lik bir kısmı uluslararası ticarete konu oluyor. Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organisation-FAO) ve Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organisation-WTO) verilerine göre, 2025 ve 2026 döneminde, bu genel dengenin emtia bazlı kırılımları ve ticaret-tüketim dinamiklerinin eğilimleri farklı…
Tarım ürünlerinde, ‘iç tüketim ağırlıklı’ ve ‘ticaret odaklı’ ürünler arasında keskin yapısal farklar var. Küresel pirinç üretimi 2025-2026 döneminde 551.5 milyon tonla rekor kırarken, uluslararası ticaret hacmi sadece 60.5 milyon ton… Yani pirincin yüzde 89’u üretildiği ülkede iç piyasada tüketiliyor, yalnızca yüzde 11’i ihraç ediliyor. Buğday ve mısır gibi tahıllarda ticaret hacmi nispeten daha yüksek. Bu ürünlerde küresel üretimin yaklaşık yüzde 20 ila yüzde 25’i ülkeler arası ticarete aktarılıyor, geri kalan büyük kısım, özellikle Çin ve ABD gibi büyük pazarlarda yerel gıda ve hayvan yemi tüketimine gidiyor. Endüstriyel bitkilerde durum tam tersine; soya fasulyesi ve palmiye yağı gibi endüstriyel tarım ürünleri dış ticarete en bağımlı ürün grubu… Örneğin, Brezilya ve ABD’de üretilen soyanın yüzde 60’tan fazlası, başta Çin olmak üzere, küresel pazarlara ihraç ediliyor.
2025-2026 DÖNEMİ TİCARET VE İÇ TÜKETİM DİNAMİKLERİ
(Karşılaştırmalı Makroekonomik Eğilimler ve Piyasa Dengeleri)
REKORLARI GÖLGELEYEN PEK ÇOK RİSK DE VAR
Küresel tahıl arzı tek başına yaklaşık 3.6 milyar tona ulaşmış durumda. Ancak, arz koşullarındaki iyileşme ve talepteki yumuşama nedeniyle, toplam ekonomik değer ve fiyat endeksleri geriliyor. Dünya Bankası tarımsal ürün ve gıda emtia fiyatlarında yüzde 7’lik bir düşüş öngörüyor.
Buğday, mısır ve pirinç gibi başlıca gıda ürünlerinin arzı, Arjantin ve Asya’nın bazı bölgelerindeki rekor verimlerden faydalanarak üst üste üçüncü yıl büyüme gösterdi. Genel arzın bol olmasına rağmen, ‘Dünya Bankası Gıda Güvenliği Güncellemeri’, jeopolitik ticaret engelleri, girdi maliyetleri ve aşırı hava koşullarından kaynaklanan sürekli risklerin altını çiziyor. Küresel gerilimler ve savaşlar, tarımsal girdi tedariki ve fiyatları üzerinde sert dalgalanmalara sebep olabiliyor. Birkaç ay öncesinde, ABD-İsrail ittifâkının İran’a saldırıları, ardından Hürmüz Boğazı’nın trafiğe kapanması ve Körfez’deki üre üretim tesislerinin hasar görmesi........
