Sırada küresel gıda enflasyonu ve dönemsel kıtlık riski var!
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (Food and Agriculture Organisation-FAO) Gıda Fiyat Endeksi, Temmuz 2026’da bir önceki aya göre yüzde 0.6 artarak 131.1 puana yükseldi. Endeks, üç ay içindeki ikinci artışını gerçekleştirerek son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Tahıl, şeker ve bitkisel yağ fiyatları artış kaydetti. Özellikle şeker fiyatları aylık bazda belirgin bir oranda yükseldi. Et ve süt ürünleri fiyatlarındaki gerilemeler, genel artış eğilimini kısmen dengeledi.
YILLIK BAZDA YÜZDE 6.9 ARTIŞ
Fiyatlardaki bu hareketlilik her ürün için geçerli değil. Bazı tarımsal emtialar tarihî zirvelere yürürken, bazıları ciddi düşüşler kaydediyor. FAO Tahıl Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 3.4, yıllık bazda ise yüzde 6.9 artış gösterdi. Özellikle buğday, ‘Karadeniz tahıl koridoru’ndaki riskler ve Avrupa ile ABD’deki aşırı sıcak dalgaları nedeniyle, aylık yüzde 5.8 sıçrayarak artışın temel etkeni oldu. Şeker fiyatlarında da ciddi bir yukarı yönlü hareket var. Olumsuz hava koşulları ve El Niño etkisiyle, şeker fiyatları aylık bazda yüzde 5.6 gibi sert bir yükseliş yaşayarak haziran ayındaki tüm düşüş eğilimini sildi. Bitkisel yağlar, aylık yüzde 2 artışla Haziran 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Biyodizel talebi ve artan hampetrol fiyatları palm ve soya yağını yukarı taşırken, ayçiçek yağı tedârik beklentileriyle düşerek bu artışı hafifletti.
ET VE SÜT ÜRÜNLERİNİN FİYATLARI TÜRKİYE’NİN TERSİNE SEYİR İZLİYOR
Genel endeks artışını frenleyen kalemler ise et ve süt ürünleri… Et fiyatları yüzde -2.8 ile 2026 yılının ilk aylık düşüşünü yaşarken, sığır ve kümes hayvanı etlerindeki gerilemeye rağmen, koyun eti iki büyük üretici olan Avustralya ve Yeni Zelanda’daki arz sıkıntısıyla yeni bir tarihî zirveye çıktı. Süt ürünleri ise yıllık bazda yüzde 24.8 gibi büyük bir düşüş göstererek uzun vadede en çok ucuzlayan kalem oldu.
Küresel gıda arzı ve üretimi, iklimsel şoklarla jeopolitik krizlerin aynı anda yaşandığı bir ‘kusursuz fırtına’ döneminden geçiyor. FAO uzmanlarının dikkat çektiği üzere, bu iki faktör tarımsal üretimi, rekolte kaybı gibi hem doğrudan hem de artan maliyetler gibi dolaylı etkilerle baskılıyor.
FAO Gıda Fiyat Endeksi’nde bu yukarı yönlü hareket devam ederken, uykuları kaçıracak bir uyarı da yatırım bankası JP Morgan’dan geldi.
KÜRESEL GIDA ENFLASYONU YÜZDE 5’E DAYANABİLİR!
JP Morgan, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir gübre tedârik sıkıntısının, gıda enflasyonunu sert bir şekilde artırarak 2027 yılına kadar küresel çapta büyük bir gıda krizini tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Bankanın analizlerine göre, şu an yüzde 2.8 seviyelerinde seyreden küresel gıda enflasyonunun, 2027’nin ilk aylarına kadar iki katına yaklaşarak yüzde 5 sınırına dayanması bekleniyor. Bu ciddi artışın arkasındaki temel neden ise enerji ve tarım piyasalarının can damarı sayılan bölgelerdeki jeopolitik ve lojistik riskler…
Beklenen bu krizin başrolünde, tarımsal üretimin en temel unsurlarından biri olan azot gübresi bulunuyor. Küresel çapta yetiştirilen tarım ürünlerinin yaklaşık yarısında kullanılan bu ürünün tedârik zincirinde yaşanacak bir sarsıntı, tüm maliyetleri doğrudan etkileyecek. Zira dünya üzerindeki azot gübresi sevkiyâtının yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor. Bu dargeçitte yaşanabilecek olası bir tedârik kesintisi, gübre arzının ânîden durmasına sebep olabilir.
ENERJİ KRİZİNDEN ÇOK DAHA KÖTÜSÜ
Bu kötümser senaryoyu daha da tehlikeli kılan mesele ise stok yetersizliği… Ülkelerin elinde geniş çaplı bir stratejik gübre rezervi bulunmuyor. Bu durum, uluslararası piyasaları olası bir tedârik şokuna karşı tamamen savunmasız hale getiriyor.
Çiftçilerin gübreye ulaşamaması veya çok yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalması, doğrudan üretimin düşmesine ve etiket fiyatlarının sıçramasına yol açacak. Eğer ki, JP Morgan’ın bu öngörüsü gerçek olursa, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, doğrudan temel gıda ihtiyacını vuracak ve gıda maliyetleri tüm dünyanın en acil sorunu haline gelecek.
AŞIRI SICAK DALGALARI REKOLTELERİ........
