menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deniz değişir hakikat kalır

30 0
04.07.2026

Her kuşak kendi Deniz’ini yaratır.

Değişmeyen ise hakikatin peşinden gitme cesaretidir.

Bu, ne nostaljik bir ağıttır ne de ideolojik bir slogan. İnsanlık tarihi, durağanlığın değil dönüşümün tarihidir. Kuantum fiziğinin olasılıklı evreninden diyalektiğin çatışmalı hareketine, toplumsal değişimin dinamiklerinden düşünce tarihine kadar aynı ilke kendini tekrar eder: Hiçbir düzen sonsuz değildir; hiçbir hakikat de tek bir dönemin diliyle sonsuza kadar anlatılamaz. Tez ile antitez arasındaki gerilim arttıkça yalnızca çatışma büyümez; yeni bir anlam, yeni bir dil ve yeni bir dünya da doğar.

Bu yüzden hakikat, korunaklı alanlarda değil; soruların çoğaldığı eşiklerde görünür olur.

Bugün Deniz Göktaş’ın yaptığı mizah nedeniyle tutuklanması da yalnızca bir komedyenin yaşadığı hukuki bir gelişme olarak okunursa eksik kalır. Burada karşı karşıya gelen yalnızca kişiler ya da kurumlar değildir. Asıl karşılaşan, iki farklı çağın zihniyetidir.

Bir tarafta kesin cevaplarla güvenlik arayan bir düşünme biçimi…

Diğer tarafta cevaplardan önce soruların kendisini sorgulayan yeni bir kuşak…

Her büyük kuşak değişimi önce bir iletişim krizi gibi görünür. Çünkü yeni olan, eski olanın dilini konuşmaz. Yeni kuşaklar yalnızca farklı düşünmez; farklı hisseder, farklı güler, farklı itiraz eder. Eski kuşağın saygısızlık olarak gördüğü şey, çoğu zaman yeni kuşağın hakikate ulaşma yöntemidir.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Bir zamanlar Amerika’da sıradan insanların başlattığı Montgomery Otobüs Boykotu yalnızca ulaşım düzenini değiştirmedi; eşitlik fikrinin gündelik hayata nasıl taşınacağını da değiştirdi. Ardından gelen 68 kuşağı, üniversiteleri ve meydanları yalnızca protesto alanlarına değil, düşüncenin yeniden kurulduğu kamusal mekânlara dönüştürdü. O günkü gençler de yaşadıkları çağın diliyle........

© İlke TV