Kırk yıllık savaşı bitiren savaş
Pakistan ile Afganistan arasında başlayan çatışmalar, yalnızca sınır hattındaki bir güvenlik krizinden ibaret değil. Bu gerilim, son kırk yılda Asya’da şekillenen güç dengelerinin ve özellikle Pakistan’ın izlediği “stratejik derinlik” politikasının geri tepmesinin sonucu.
İslamabad yönetimi, Afganistan’daki Taliban hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Afganistan ise sivil yerleşimlerin vurulduğunu savunuyor. Taraflar ağır kayıplar verdirildiğini iddia ediyor. 2025’te Katar ve Türkiye arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin fiilen çöktüğü görülüyor.
Oysa 2021’de Taliban Kabil’i ele geçirdiğinde dönemin başbakanı İmran Han bu gelişmeyi “Afganistan’ın zincirlerini kırması” olarak tanımlamıştı. Ancak süreç bugün Pakistan açısından ciddi bir güvenlik krizine dönüşmüş durumda.
Pakistan devleti 1980’lerden itibaren Afganistan’ı Hindistan’a karşı bir “arka cephe” olarak gördü. SSCB işgali sırasında ABD ve Suudi Arabistan’la birlikte İslamcı milisleri destekledi. Bu süreç Taliban’ın ortaya çıkmasına zemin hazırladı. CIA destekli “cihat” siyaseti yalnızca Afganistan’ı değil, Pakistan devletinin güvenlik mimarisini ve siyasal yapısını da kalıcı biçimde dönüştürdü.
2001 sonrasında ise Pakistan bir yandan ABD ile işbirliği yaparken diğer yandan Taliban’a alan açmakla suçlandı. Devletin amacı, Afganistan’da kendisine yakın bir yönetim bulundurarak Hindistan’a karşı avantaj sağlamaktı.
Bugün tablo tersine dönmüş durumda. Afganistan’daki Taliban yönetimi Pakistan’ın kontrolünde değil. Pakistan Talibanı (TTP) Afganistan’dan sızarak ülke içinde saldırılar düzenliyor. İslamabad, Kabil’i bu gruplara göz yummakla suçluyor.
Bir dönem jeopolitik araç olarak görülen yapı, şimdi doğrudan bir güvenlik tehdidine dönüşmüş durumda. İki ülkenin ortak kullandığı bir atasözünde olduğu gibi: “Bahçende yılan beslersen, sonunda seni ısırır.”
Pakistan’da çoklu kriz
Bu askeri tırmanışın zamanlaması dikkat çekici.........
