Küllerinden doğan halk: 2026 Newrozu ve direnişin iradesi
Newroz, yalnızca bir takvimsel kutlama değil; en zor koşullarda bile halkın bir araya geldiği, özgürlük ve direniş iradesinin somutlaştığı tarihsel bir mirastır. Yıllar boyunca, canını ortaya koyan binlerce insanın fedakârlığı sayesinde bu ateş hiç sönmedi.
Serhildan demek Newroz, Newroz demek serhildan demek oldu; halkın kolektif iradesi, baskı ve engellemelere rağmen her zaman alanlarda kendini gösterdi. Bu mirasa sahip çıkan herkesin anısı, 2026 Newroz’unda da alanlarda yaşatıldı. Biz de bu uğurda yaşamını yitirmiş bütün canları saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Kolektif mücadelenin somut örneklerinden bazıları da hapishanelerde yaşandı.Kendi yaşantılarımdan yola çıkarak örneklersem; yakın döneme kadar bulunduğumuz duvarlar arasında, günler öncesinden ateşi nasıl yakacağımızı planlardık. İlahi bir lütuf mu, yoksa doğanın bir armağanı mı, bilemem; her Newroz haftasında avluda yuvalanmış serçeler, avlumuza düzenli bir şekilde çalı çırpı bırakırlardı. Onları günlerce biriktirir, olası aramalarda korumak için özenle saklardık. Newroz günü geldiğinde, avlunun ortasına dizdiğimiz çalı çırpıyı yağa batırılmış bir peçeteyle tutuşturur, ateş kararlı hale gelince üzerinden atlayarak Newroz’u o koşullarda kutlamaya başlardık. Sonrası bağlama eşliğinde söylenen Newroz şarkıları ve özgürlük türküleri olurdu; bir süre sonra politik düşüncelerimize uzak diğer mahkumlar da bu ruha katılır, hapishaneye adeta yepyeni bir canlılık taşınırdı. Zindan duvarlarının kısıtlayan sınırları, birkaç dost serçe ve bir bağlama eşliğinde yakılan ateşle adeta tuzla buz olurdu. Bu yaşantıyı, bireysel bir anı gibi görünse de, kolektif mücadele ve tarihsel direnişin küçük ama somut bir yansısı olduğu için önemsiyorum…
27 Şubat 2025’te başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, bu süre zarfında hem içeriden hem dışarıdan ciddi saldırı ve sınamalarla karşı karşıya kaldı. Özellikle yakın dönemde Rojava’da yaşanan gelişmeler ve bugün Rojhilat’ta giderek sertleşen bölgesel gerilim, sürecin dayanıklılığını ve toplumsal karşılığını test eden başlıca başlıklar haline geldi. Böylesi bir tabloda, tüm gözler Newroz alanlarına ve bu alanlara yansıyacak siyasal irade ile toplumsal kararlılığa çevrilmişti. Bu nedenle 2026 Newrozu, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda sürecin geldiği aşamanın ölçüleceği bir eşik olarak görüldü. İçeride ve dışarıda karar alıcı tüm çevreler, devletler ve politik aktörler Newroz alanlarını yakından takip etti. Ortaya çıkacak tablo, yalnızca bir günün fotoğrafı değil, aynı zamanda sürecin geleceğine dair güçlü bir veri olarak değerlendirilecekti. Bu anlamda Kürt halkı ile birlikte tüm demokrasi güçleri ve dost çevreler, bu tarihsel sınamadan alınlarının akıyla çıkmayı başardı.
Öyle ki Newroz’dan günler önce başlayan tartışmalar, yalnızca siyasal analizlerle sınırlı kalmadı; hava tahmin raporları bile adeta didik didik incelendi. Etkisini hissettirecek yağmur, soğuk ve yer yer kar yağışı ihtimali, kimi çevrelerde bir beklenti ve memnuniyet yaratırken; yurtsever ve demokrat kesimlerde kaygı ve tedirginliğe neden oldu. Özellikle kar yağışı nedeniyle ilk Newrozlardan bazılarının ertelenmesi, bu kaygılı bekleyişi daha da artırdı. Ancak tüm bu belirsizlik ve olumsuzluklara rağmen, Newroz günü geldiğinde ortaya çıkan tablo bambaşkaydı. Bakur’dan Rojava’ya, Başur’dan diasporaya kadar, hava koşullarının tüm zorluklarına rağmen halk adeta sel olup alanlara aktı. Bu tablo, yalnızca bir katılım meselesi değil; aynı zamanda iradenin, inancın ve kararlılığın açık bir ifadesiydi.
Tam da bu noktada, tarihsel bir sürekliliğin ve derin bir........
