menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kobani ve sembol savaşı

20 0
25.01.2026

6–8 Ocak tarihlerinde, Halep’in Şeyh Maqsud ve Eşrefiye mahallelerinde yoğunlaşan saldırı ve katliam dalgası, bugün Kobani, Haseke ve Kamışlı’ya uzanan bir hatta dönüşmüş durumdadır. Bu hat, yalnızca askeri bir ilerleme çizgisi değil; Kürtleri, Rojava’da inşa edilen çok kimlikli, çok inançlı ve bir arada yaşamı esas alan siyasal modeli hedef alan uzun soluklu bir saldırı konseptinin somut ifadesidir. Ortada, rastlantılarla açıklanamayacak ölçüde planlı, çok aktörlü ve tarihsel derinliği olan Kürtlere dönük bir uluslararası komplo bulunmaktadır. Bu komplonun sahadaki görünür yüzü HTŞ ve benzeri Selefi yapılardır. Ancak bu yapıları kendi başına bir güç ya da bağımsız bir siyasal irade olarak görmek, hakikatin yalnızca kabuğuyla yetinmek olur. HTŞ ve benzeri yapılar; ABD, İsrail, Türkiye, kimi Avrupa ülkeleri ve Körfez merkezli güçlerin çıkar hesapları doğrultusunda konumlandırılmış vekâlet savaşçılarından ibarettir. Silahların yönü, saldırıların zamanlaması ve hedeflerin seçimi, bu yapıların kim adına ve hangi siyasal hedef doğrultusunda hareket ettiğini yeterince açık biçimde ortaya koymaktadır.

Askeri ilerlemenin belirli bölgelerde hız kazanmasında, istihbarat örgütleri eliyle ayartılan kimi Arap aşiretlerinin sahaya sürülmesi de kritik bir rol oynamıştır. Bu, yeni bir yöntem değildir. Geçmişte Saddam döneminde dünyanın en büyük ordularından biri olarak gösterilen Irak ordusunun bile, benzer “satın alma” ve çözme operasyonlarıyla kısa sürede dağıtılabilmesi, bölgede bu yöntemin etkinliği konusunda fikir sunabilir. Bugün de benzer bir senaryo devrededir. Buna karşın Kürtler, Rojava sınırları içinde kalan sembol kentleri kırmızı çizgi ilan ederek, yalnızca askeri değil; aynı zamanda ahlaki ve politik bir savunma hattı örmüştür. Bu hat, çıplak güçten çok iradeye dayalı bir savunmadır. Bu direnişin tarihsel önemi, geçmişte IŞİD’e karşı Kobani’de ortaya konan direnişle birlikte okunmalıdır. O gün “Kobani düştü, düşecek” diyerek kehanette bulunanların, günün sonunda nasıl bir sonuçla karşılaştıklarını bütün dünya gördü. Tek bir mahallede, sınırlı imkânlarla sürdürülen direniş; yalnızca askeri bir başarıya değil, Rojava Devrimi olarak anılan büyük bir siyasal ve toplumsal dönüşüme kapı aralamıştı. Bugün de benzer bir eşikteyiz. Tarih, yine acele........

© İlke TV