menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İkinci kanat: Sorumluluk ve cesaret zamanı

15 0
26.02.2026

Barış sürecinin ilerleyebilmesi, niyet beyanlarının ötesine geçen somut hukuki ve siyasal adımların atılmasına bağlıdır.

Bir süredir bu köşede barış arayışını farklı metaforlar üzerinden tartışıyoruz. Kimi zaman kapılardan, kapanlardan; kimi zaman gölgede kalan fırsatlardan söz ettik. Aradan geçen bir yıllık sürede sürecin beklenen hızda ilerlediğini söylemek zor olsa da, diyalog ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını da teslim etmek gerekir. Bugün geldiğimiz noktada temel soru hâlâ geçerliliğini koruyor: Bir yılın sonunda barış neden arzu edilen mesafeyi kat edemedi?

Bu sorunun yanıtı yalnızca eksikliklerde değil, aynı zamanda açığa çıkan irade işaretlerinin nasıl değerlendirileceğinde de saklıdır. Zira süreç, ilk aşamasında ortaya konan niyet beyanlarının ötesine geçmeyi; sorumluluk üstlenen ve somut adım atma cesareti gösterebilen bir siyasal yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

Sürecin gereklilikleri bir yıllık süre içerisinde sıkça yazılıp çizildi; tekrara gerek yok. Fakat durumu tarif eden en çarpıcı cümle, zaten iktidar cenahından gelmişti: “Barış kuşu tek kanatlı uçmaz.” Bir yıl sonra dönüp baktığımızda tablo şu: Kuş gerçekten tek kanatlı kaldı. Üstelik uçmaya çalışan o kanat da zaman zaman yaralandı.

27 Şubat’taki Demokratik Toplum ve Barış Çağrısı, yalnızca silahların susmasına değil, meselenin güvenlik ekseninden çıkarılıp demokratik siyaset zeminine taşınmasına işaret ediyordu. Sayın Öcalan’ın bu yöndeki perspektifi, çözümü “tasfiye” mantığında değil; demokratik temelde sağlanacak, yasal ve anayasal güvenceli bir entegrasyon fikrinde arıyordu.

Başta PKK’nin aldığı fesih ve silahsızlanma kararları olmak üzere Kürt siyasi hareketinin attığı adımlar, sembolik olmaktan öte tarihsel bir eşik anlamı taşıyordu. DEM Parti ve diğer aktörler, bu eşiği demokratik siyaset lehine değerlendirme iradesi gösterdi. Türkiye sınırları içinde çatışmalı süreçten kaynaklı can kayıplarının büyük oranda durması da bu bağlamda önemli bir gelişmeydi.

Buna rağmen süreci nihai sonuca taşıyacak daha cesur tutumlar geliştirilemedi. Barış süreçlerinde genelde tek taraflı cesaret yeterli değildir. Devletin ve iktidarın atması gereken asgari hukuki ve siyasi adımların gecikmesi, sürecin en kırılgan noktasını oluşturmaya devam ediyor. Kezâ Rojava’ya dönük “tasfiye”........

© İlke TV