Trump’ın yeni güvenlik paradigması ve ‘kızıl tehlike’
Trump’ın Amerika iç siyasetini dizayn ederken kullandığı “kızıl tehlike”; 3.0 sürümü yüklenen NATO’nun yeni güvenlik mimarisinde benzer bir “tehlike” konsepti olarak başa çekilebilir mi? Baş tehdit Çin olunca; ÇKP ve post Maoizm yeni güvenlik paradigmasının “küresel kızıl tehlike”si olarak gayet kullanışlı bir argüman olarak öne çıkabilir. Zirve öncesinde absürt gerekçelerle tutuklanan birçok ismin “Maocu örgütlerle” ilişkilendirilmesi bir tesadüf olabilir mi?
Amerikan iç siyasetinde ‘üçüncü kızıl tehlike’ dönemi
ABD’nin 250’nci kuruluş yıldönümünde konuşan Donald Turmp, komünizmin yeniden canlandığını söyledi ve “Amerika asla komünist bir ülke olmayacak. Ya Karl Marx’a sadık olursunuz ya da Amerika’ya. Komünist ya da vatansever olabilirsiniz, ikisi birden olamazsınız” dedi.
Trump’ın sinirlenmesi bir yanıyla anlaşılır. Çünkü ondan önce, bir başka programda Newyork Belediye Başkanı Zohran Mamdani MAGA hareketini eleştirmişti. Üstelik ara seçimlere doğru Newyork ve Colorado’da kendilerini “demokratik sosyalist” olarak adlandıran adaylar başarı göstermişlerdi.
ABD iç siyaseti bakımından Trump’ın durumunun kritik olduğu söylenebilir. Zira Turmp İran’dan mutlak zafer haberini getiremedi. Ara seçimlere giderken rakipleri onu iç siyasette her zamankinden çok zorluyor. O da seçmenlerini konsolide etmek için “anti komünizm tehdidi”ne sarılıyor. Yoksa ne dünyada ne de Amerika kıtasında eskisi gibi güçlü bir sosyalist dalga olmadığını Trump da biliyor.
Trump “kızıl tehlike” mirasını McCarthy döneminden devralıyor. McCarthy, 1940’lı ve 50’li yıllarda “kızıl şüphecilik” kuşkusunu Amerikan toplumuna yedirerek; komünist olan/olmayan tüm muhaliflere “cadı avı” başlatmakla biliniyor. Basın ifade gösteri yasakları, kitlesel gözaltı ve tutuklamalar, casusluk suçlamaları ve hatta ölümle sonuçlanan idamlar bu dönemde yaşandı. Elbette bugünkü koşullar McCarthy dönemiyle birebir örtüşmüyor. Bu nedenle Trump’a, biçim değiştirmiş “neo komünist bir tehdit” mizanseni gerekiyor. Onun son konuşmalarında verdiği mesajlar ise hayli ilginç. Çünkü Trump, göçmenlikle “komünist tehdidi” iç içe geçiriyor. Konuşmalarının alt metninde; Latin Amerika ve diğer kıtalardan ABD’ye yönelen göçleri bir nevi “komünist düşünce”nin ihracı olarak damgalıyor. Onun hedefindeki........
