menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tuzlu suyun cinsiyeti var mı?

26 0
17.05.2026

Geçtiğimiz günlerde bir öğrenci topluluğunun davetiyle ekolojik yıkım ve toplumsal cinsiyet eşitliği ilişkisi üzerine bir seminer verdim. Elimden geldiğince iklim krizinin nedenlerini, fosil sermayeyi, tarımsal dönüşümü, su krizini, göçü ve bakım emeğini anlatmaya çalıştım. Ama geriye benim anlattıklarımdan çok, Bangladeş’ten gelen bir öğrencinin söyledikleri kaldı.

Öğrenci, Bangladeş’te deniz seviyesinin yükselmesiyle toprağın tuzlandığını, tatlı su kaynaklarının azaldığını, tarımsal üretimin bittiğini, bazı bölgelerde kadınların derin kuyu ya da içilebilir su bulmak için kilometrelerce yürümek zorunda kaldığını anlattı. “Günde yaklaşık 12 kilometre” dedi. Her gün 3-4 bin kişinin başkente göç ettiğini, göç edenlerin barakalarda yaşamak zorunda kaldığını, çoğunlukla iş bulamadıklarını, bu durumun özellikle kadınlar için geçerli olduğunu söyledi. Bu nedenle ailelerin kız çocuklarını okuldan alıp erken yaşta evlendirdiklerini de ekledi.

Bangladeş örneği, ekolojik yıkımın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini nasıl büyüttüğünü çarpıcı biçimde gösteriyor. Kıyı bölgelerinde tuzlu su istilası tarım topraklarını ve içme suyunu etkiliyor; iklim kaynaklı afetler, yoksulluk, zorunlu göç, eğitimden kopuş ve erken yaşta evlilikle birbirine bağlanıyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi’nin Bangladeş’in afetlere açık kıyı bölgelerinde yaptığı değerlendirme, iklim kaynaklı afetlerin ardından çocuk yaşta evliliklerde yüzde 39’luk bir artış olduğunu; afetlerin zorunlu göçü, aşırı yoksulluğu, toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, eğitime erişim kaybını ve gıda güvencesizliğini artırdığını belirtiyor.

Bu zincirin her halkası cinsiyetli. Nitekim Dünya Bankası’nın Bangladeş’te iklim göçü ve kadınlar üzerine hazırladığı bilgi notu, kadınların hem göç edenler hem de geride kalanlar olarak farklı biçimlerde etkilendiğini, ek ekonomik zorluklar, artan bakım sorumlulukları, sağlık hizmetlerine erişimde kesintiler, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve çocuk yaşta evlilik riskleriyle karşı karşıya kaldığını vurguluyor. Aynı çalışma, erkek iklim göçmenlerinin ücretli işlerde çalışma olasılığının kadın iklim göçmenlerine göre üç kat daha yüksek olduğunu, kadınların ise çoğunlukla ücretsiz aile işçisi olarak çalıştığını belirtiyor.

FAO’nun The Unjust Climate (Adaletsiz İklim) raporu tam da bu nedenle önemli. Rapor, iklim krizinin “herkesi eşit etkileyen” bir kriz olmadığını, en az sorumluluğu olanların en ağır yükleri taşıdığını söylüyor. Rapor 24 ülkede 109 binden fazla hanenin verisi ile 70 yıllık yağış ve........

© İlke TV