menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CMC: Sermaye gider, zehir kalır

13 0
18.06.2026

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs’ta CTP Kadın Örgütü’nün davetlisi olarak “Enerji Jeopolitiği ve Ekolojik Talan: Türkiye’den Doğu Akdeniz’e Ekopolitik ve Hak Mücadeleleri” başlıklı panele katıldım.

Panelde Doğu Akdeniz’de enerji savaşlarını, boru hatlarını, doğal gaz rekabetini, nükleer tehdidi, madenciliği ve ekolojik yıkımı konuştuk.

Ertesi gün Milletvekili Doğuş Derya ve beraberindeki heyetle birlikte CMC sahalarını ziyaret ettiğimizde, panelde konuştuğumuz bütün başlıklar karşımıza toprakta, suda, kıyıda ve bedende iz bırakan somut bir tarih olarak çıktı.

Gemikonağı-Lefke hattındaki 1913-1974 yılları arasında işletilen CMC sahası, Kıbrıs’ın modern tarihinin en ağır miraslarından biri. Bakırın adaya adını verdiği söylenir. Kıbrıs, binlerce yıl boyunca bakırla, madenle, ticaretle, denizle anıldı.

Fakat CMC sahasında görülen şey, bir uygarlık anlatısının parıltısı değil; kapitalist madenciliğin geride bıraktığı çıplak hakikat. Maden çıkarılmış, kâr elde edilmiş, şirket gitmiş, zehir kalmış.

CMC, Cyprus Mines Corporation adıyla Kıbrıs tarihine kazınmış bir Amerikan madencilik şirketi.

İngiliz sömürge yönetimi koşullarında gelişen, bakırı dünya pazarlarına taşıyan bu şirket, adada istihdam, altyapı ve sanayi masalıyla hatırlatılmak isteniyor.

Oysa görünmeyen defterde toprağın, suyun, denizin, işçilerin ve bölge halkının hanesine yazılmış büyük bir borç var. Bu borç hâlâ kapanmış değil.

CMC sahasını Enver Bıldır’in rehberliğinde gezdik. Onun anlatımı, gördüğümüz manzarayı bir endüstri kalıntısından çıkarıp yaşayan bir ekolojik suç mahalline dönüştürdü.

Atık havuzlarının, pas rengine dönmüş toprağın, sarı-turuncu kabukların, mavimsi su birikintilerinin ve denize doğru uzanan kirli akış izlerinin arasından geçerken CMC’nin Lefke’de bıraktığı mirasın hâlâ hareket halinde olduğunu gördük.

Enver Bıldır, bölge halkının CMC gittikten elli yıl sonra bile bu atıklarla ve ağır hastalıklarla yaşadığını, raporların hazırlandığını, sözlerin verildiğini, komitelerin kurulduğunu, kalıcı çözümün ise sürekli ertelendiğini anlattı.

Bu anlatıda kuru bir çevre bilgisi yoktu; yıllara yayılmış bir tanıklık vardı. CMC, Lefke’de geçmişte kalmış bir maden işletmesi olarak görülemez.

Toprağı, suyu, denizi ve gündelik yaşamı etkilemeye devam eden bir kirlilik kaynağı olarak duruyor.

Yazın kuruyan atık yüzeylerinden toz kalkıyor, yağmurla birlikte atıklar yeniden hareketleniyor, kirli akış çizgileri kıyıya doğru ilerliyor. Gördüğümüz her nokta, sermayenin çekildikten sonra geride bıraktığı zehrin nasıl kamusal bir sorumluluk alanına dönüştüğünü hatırlatıyor.

Sahada ilk göze çarpan şey,........

© İlke TV