NELER OLUYOR HAYATTA ? -1
Yüce Divan’ın Faili Meçhul Çocukları
Harflere ve kelimelere sığınmaktan başka çaresi olmayan benim gibi yazarların uzun bir zaman diliminde yazı yazmamasına hayret edenler var. Ahmed Arif'in dediği gibi; yürek işçisi, fikir işçisinin yazmaması... Yine onun deyimiyle “dört yanım puşt zulası”, dost yüzlü, dost gülücüklü insanların kol gezdiği bir dünyada kolay mı yazmak?
Diyorlar ki: “Abi yaz ama ne olur kısa yaz.” Ben de karar verdim; bir başlık altında uzunca bir yazıyı üçe bölerek ayrı başlıklarla yayınlayacağım. Hatırlarsanız bir şarkıda diyor ya: "Neler oluyor hayatta, bir de şu rüya gerçek olsa..."
Şimdi gerçekliğin arefesinde son günlerin en çok tartışılan konusundan başlayayım.
Adalet Bakanı Akın Gürlek
Adalet Bakanlığının çiçeği burnunda Bakanı, tabir yerindeyse AK Parti iktidarlarında en kudretli Adalet Bakanı; bakanlığına bağlı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü altında Faili Meçhul Cinayet Suçları Araştırma Daire Başkanlığını kurdu. Başkanlık sadece kıyılan, kiminin cesetleri bulunan, kiminin cesedi halen sırra kadem basmış faili meçhul cinayetler; Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rabia Naz... Akın Gürlek ekliyor: "Tüm hadiseler üzerine kararlıkla gidilecektir. Hiçbir adli vaka sahipsiz değildir, şüpheli hiçbir vaka unutulmaya terk edilmeyecektir."
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise şöyle diyor: “Faili meçhul dosyalar yeniden açıldığında, İçişleri Bakanlığı olarak bizden de bu konuda yardım istendiğinde, yani biz kendimize bağlı birimlerden, faili meçhullerin aydınlatılması noktasında geçmişe yönelik olarak bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz. Ayrıca gerek Emniyet’te gerekse Jandarma bünyesinde özel ekiplerimiz faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için özel ekiplerle çalışmalar yürütüyor.”
Doğru ya, toplum hafızamız faili meçhul deyince tir tir titreyen anılara sahiptir. Uzunca bir dönem faili meçhul cinayetler; şah damarımızdan yakın soluğunu ensemizde hissettiğimiz korku dolu film gibiydi.
Faili meçhul deyince bir an duraksadım; sağıma soluma, etrafıma baktım. Balık hafızası içinde değilsek acımıza katran döken, zehir basan faili meçhul cinayetler bir dönem “devletin rutin dışına çıkabilir” cümlesi ile özetlenmiş, siyasi tartışmaların odağına oturmuştu.
Gazetelerin, televizyonların asayiş olayları başlığında ele alınan üç cinayet dosyasından hareketle Adalet Bakanlığı'nın ani bir kararla böyle bir işe kalkışması size garip gelmiyor mu? Adalet Bakanlığındaki kaynaklarımın aktardığına göre kimi bürokratlar, bu cinayetlerden hareketle bir dönem bakanlık yapmış isimlere yönelik Yüce Divan yolunun bile açılacağını belirtiyor; bu konuda dosya hazırlandığını ima ediyorlar.
Yani AK Parti'nin kudretli Bakanı, AK Parti döneminde bakanlık yapmışlara ilişkin bir Yüce Divan hazırlığı mı yapıyor?
Birileri tarafından isimler servis ediliyor. Kulaktan kulağa yayılıyor. İtibar suikastının hedefindeki isimler var. İnsanın boğazını kurutan hayretle yutkunmanız bile zorlanıyor.
Söylentinin ötesinde bir korku salımı ve bunun da ötesinde bir hesaplaşma döneminin startı veriliyor. Yani temiz toplum, temiz siyaset öncelikli yeni bir dönem mesajları veriliyor...
Kurtlukta düşeni yemek kanundur.
Yeri........
