menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İç Denetim Önce Dinlemektir…

10 0
13.07.2026

İç denetim uzun yıllar boyunca “kontrol eden”, “hata bulan” ve “uygunsuzluk tespit eden” bir fonksiyon olarak görüldü. Oysa çağdaş iç denetim; riskleri anlayan, öngören, yönetime güvence sağlayan, danışmanlık yapan ve kurumsal değeri artıran stratejik bir yönetim fonksiyonudur.

Bu bakış açısını destekleyen ilginç bir ipucu, denetim kavramının etimolojisinde saklıdır.

İngilizcedeki audit sözcüğü, Latincede “duymak, işitmek” anlamına gelen audire fiilinden gelir. Aynı kökten türeyen audience ise dinleyenler topluluğunu ifade eder. Audit, audience’dan türememiştir; ancak her ikisinin de ortak kökü bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Denetimin başlangıç noktası dinlemektir.

Bu yalnızca tarihsel bir ayrıntı değildir. İç denetimin mesleki dönüşümünü açıklayan güçlü bir metafordur.

Bugün bir iç denetçi sahaya çıktığında önce kontrol listelerini değil, süreci dinlemelidir. Süreci yönetenleri, işi yapanları, riskleri yaşayanları, müşteriyi, tedarikçiyi ve zaman zaman da söylenmeyenleri…

Çünkü riskler çoğu zaman raporlarda değil, konuşmaların arasında saklıdır.

Denetçi bazen en önemli bulgusunu bir excel dosyasında değil, koridorda yapılan kısa bir sohbet sırasında edinir.

Çünkü denetimin en güçlü aracı dikkatle dinleyen bir zihindir.

Kontrol zafiyetleri bazen bir veri analizinde görünür; ancak çoğu zaman çalışanların kurduğu tek bir cümlede kendini ele verir:

“Biz bunu yıllardır böyle yapıyoruz.”

“Bu kontrol aslında hiç çalışmıyor.”

“Kimse bu rapora bakmıyor.”

“Bu süreçte herkes birbirini bekliyor.”

İyi bir iç denetçi, yalnızca bu cümleleri duyan kişi değildir; bu cümlelerin kurumsal riskle ilişkisini anlayabilen kişidir.

Uluslararası İç Denetim........

© Hürses