menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vicdanın Mutlak Butlanı

8 0
monday

İnsan... Karmaşık bir durum... Kimine göre sosyal bir hayvan, kimine göre konuşan bir yaratık... Kimine göre düşünen bir varlık... Kimine göre ise sadece menfaatinin peşinden koşan bir canlı... Kimi filozoflara göre akıl sahibi bir beden... Kimilerine göre duygularıyla yön bulan bir ruh... Kimine göre bir yolcu... Kimine göre ise bu dünyaya hükmetmeye çalışan geçici bir misafir... Kimine göre kendi içinde cennetini de cehennemini de taşıyan bir muamma... Kimine göre yaptığı seçimlerin toplamı... Kimine göre vicdanıyla sınanan bir emanetçi... Kimine göre iyilik ile kötülük arasında her gün yeniden karar veren bir irade... Kimine göre kırıldıkça sertleşen, kimine göre acı çektikçe olgunlaşan bir imtihan... Kimine göre unutan ama unutulduğunda incinen bir kalp... Kimine göre ise nefsinin peşinde savrulan, hakikatin peşinde yorulan bir arayış... İnsan...

Bazen merhamet... Bazen öfke... Bazen şefkat... Bazen ihtiras... Bir yönüyle iyiliğin taşıyıcısı... Bir yönüyle kötülüğün üreticisi... Bir tarafıyla vicdan... Diğer tarafıyla nefis... Kimi zaman bir çocuğun gözyaşını silecek kadar zarif...

Kimi zaman bir ömrü karartacak kadar acımasız... Belki de insan; kendi içinde sürekli savaş yaşayan bir varlık... Akıl ile kalp arasında gidip gelen... Vicdanıyla nefsi arasında sıkışan... Doğruyu bildiği hâlde bazen yanlışı seçebilen bir imtihan sahibi... Çünkü insan bazen kendi hakikatine bile yabancılaşabilir... Bazen kendini savunurken aslında vicdanını susturduğunu bile fark edemez... Bazen alkışlanırken içten içe çürüdüğünü anlayamaz... Bazen de en büyük kaybının para değil, karakter olduğunu çok geç fark eder... Bazen de kalabalıkların içinde alkış toplarken, yalnız başına kaldığında kendi yüzüne bakamayacak hâle gelir... İnancımıza göre ise ahsen-i takvim üzere yaratılmış ve esfel-i safilin çukuruna düşüp kaybolabilen kâinatın halifesi... Yani bir yönüyle meleklere komşu olabilecek kadar yüce... Bir yönüyle kendi karanlığında kaybolabilecek kadar zayıf... Belki de insanı diğer bütün canlılardan ayıran şey tam olarak budur... İyilik ile kötülük arasında tercih yapabilme kudreti... İşte tam da bu yüzden insan, yeryüzünün en büyük imkânı olduğu kadar en büyük felaketi olmaya da adaydır... Çünkü akıl verilir ama herkes aklını vicdanıyla birlikte kullanamaz... Güç verilir ama herkes adaletle taşıyamaz... Makam verilir ama herkes emaneti ehliyle koruyamaz... Belki de insanı “mutlak butlan” noktasına sürükleyen şey tam olarak budur... Özünü inkâr etmesi... Hakikati bile bile eğip bükmesi... Doğruyu menfaatine göre yeniden tarif etmeye kalkışması... Kendini haklı........

© Hür Haber