menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zizek’in “Uyanmak için Çok Geç!” Adlı Eseri Üzerine

14 0
27.04.2026

“Havari Pavlus kendi zamanını, yaşadığımız döneme çok uygun düşen bir biçimde tanımlamıştı: “Bunu, yaşadığınız zamanın bilincinde olarak yapın. Artık sizin için uykudan uyanma vakti gelmiştir.” (İncil, Yeni Çeviri, 2009, Romalılar 13:11) Fakat son dönemdeki tarihsel deneyimler sanki tam tersini gösteriyor: Uyanmanın doğru bir anı yok. Bizler ya vaktinden evvel korkuya kapılıyor ve etrafımızı boşu boşuna telaşa vermiş gibi görünüyoruz ya da ancak çok geç olduğunda aklımız başımıza geliyor. Eyleme geçmek için hâlâ zaman var düşüncesiyle kendimizi avutuyoruz ve sonra aniden olmadığının farkına varıyoruz. Tekrar soralım: Neden?” 

Bu cümlelerle giriş yapılan Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın 2024 yılında bastığı Barış Gönülşen tarafından dilimize kazandırılan Uyanmak için Çok Geç; Gelecek yoksa bizi ne bekliyor? adlı eserinde Slavoj Zizek iklim krizinden, Rusya-Ukrayna Savaşı’na kadar geniş bir yelpazede geleceğimiz için kaygılarını ifade ediyor ve küresel bir işbirliğiyle herkesi uyanışa davet ediyor.

Evet, geldiğimiz noktada küresel pek çok tehdit artık hepimiz için aşikâr. Bu yadsınamaz. Hepimiz 3. Dünya Savaşı’nın kapıda olduğunun yahut başladığının farkındayız. Zizek, eserinde 3. Dünya Savaşı fiilen başladı diyor. Bu tehditleri engellemenin yolu olarak ise Zizek, muğlak ve sınırları belirsiz bir “savaş komünizmi” önerisi sunuyor. Zizek, adeta olağanüstü şartlar, kriz yönetimiyle aşılır diyor ve çözüm olarak bir devrim, akabinde devletin daha güçlü bir aktör olarak piyasaya müdahalesini savunuyor.

Zizek’in pek çok tespiti elbette önemli. Fakat çözüm önerilerine -en azından büyük kısmına- katılmam mümkün değil.

Evet, demokrasi, Zizek değinmese de bazı ülkelerin tahakkümünde ve aparatı olduğunda kötü bir hal alıyor.  Evet, liberal değerler, pek çok Batı ülkesi ve eliti tarafından ikiyüzlü bir biçimde ve işlerine geldiği gibi kullanılıyor. Tekno oligarklar, neredeyse tekelleşmiş finans ağları ile birlikte bu kötü hal daha da derinleşiyor. Ancak özünde hâlâ uygulanabilir, bulabildiğimiz en iyi sistem bu. Kaldı ki ne dünyadaki kötüye gidişin, ne Trump’ın mevcut çıkışlarının, ne Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının, ne Gazze Soykırımı’nın, ne ABD-İsrail’in İran’a hukuksuz saldırısının, ne Epstein iğrençliğinin, ne tekno oligarkların yegâne sebebi demokrasi yahut serbest piyasa değil.

Gerçek şu ki bazı ülkeler, bazı küresel elitler her daim sahiplendiği bu değerlerle takiyye yaptı. Bu takiyye Trump ile ihtiyaç duyulmayan bir saçmalık olarak görüldü ve gizli ajandalar hiç olmadığı kadar büyük bir aymazlıkla dile getirildi. Güç, aslında çok da umursanmayan hukuka, tercih edildi. Bu belki basit bir tespit. Çünkü biliyoruz ki Trump’ı ve sistemi de buna iten bir yapı mevcut. Kolaya kaçmak değil, gerçek bu. Epstein ve daha bilmediğimiz pek çok kötülük bunun kanıtı. Her hâlükârda sistemin içine yerleşmiş ve kılcallarına kadar sirayet etmiş bir ur........

© Hür Fikirler