Dokunulmazlık cezasızlığa dönüşebilir mi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, bugünlerde, özellikle CHP’li bazı vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle sürekli fezlekeler gönderiliyor. Bu, dokunulmazlığın ne olduğuna/ne olması icap ettiğine ve nereye kadar etkili olması gerektiğine ilişkin klasik tartışmayı yeniden canlandırıyor. Şüphe yok ki, bu tartışma, yalnızca şu veya bu partiye mensup milletvekilleriyle ilgili görülemez. Tartışılması gereken şey, genel olarak, milletvekili dokunulmazlığının niçin var olduğu ve sınırının nerede başlayıp nerede sona ermesinin uygun olduğudur.
Milletvekili dokunulmazlığı, seçilmiş kişilere tanınmış şahsî bir üstünlük veya ayrıcalık sayılmaz. Dokunulmazlığın temel amacı, milletvekilinin iktidarın, bürokrasinin ve yargı mekanizmasının baskısına uğramadan görevini yapabilmesini sağlamaktır. Bir milletvekili, Meclis kürsüsünden iktidarı sert biçimde eleştirebilmeli, yolsuzluk iddialarını dile getirebilmeli, devlet görevlilerini sorgulayabilmeli ve toplumun hoşuna gitmeyen görüşleri dahi savunabilmelidir. Bunları yaptığı için hakkında soruşturma açılması, tutuklanma tehdidiyle karşılaşması, parlamentoyu yürütme organı ve bürokrasi karşısında etkisiz hâle getirir. Bu sebeple, yasama sorumsuzluğu, demokratik sistemin vazgeçilmez bir ögesidir. Milletvekilleri Mecliste kullandıkları oylar, yaptıkları konuşmalar ve açıkladıkları düşünceler sebebiyle suçlanmamalı ve yargılanmamalıdır. Bu, sadece milletvekilini değil, onu seçen vatandaşları ve demokratik sistemi de korur.
Ancak, yasama sorumsuzluğu ile yasama dokunulmazlığı aynı şey değildir. Yasama sorumsuzluğu, milletvekilinin Meclisteki oylarını, sözlerini ve düşünce açıklamalarını korur. Yasama dokunulmazlığı ise milletvekilinin Meclis dışındaki davranışları sebebiyle soruşturulmasını, tutulmasını, tutuklanmasını veya yargılanmasını sınırlayan geçici bir korumadır. Türkiye’de bu ikinci korumanın kapsamı oldukça geniştir.
Bu genişliğin sebepleri anlaşılabilir. Özellikle yargının siyasallaşabildiği, yürütmenin muhalefet üzerinde baskı kurabildiği ve tekelci bir resmî ideolojiye sahip ülkelerde dokunulmazlık gerçekten önemli bir güvence olabilir. İktidarın hoşlanmadığı milletvekilleri hakkında kolayca soruşturmalar açılması, resmî ideolojiye ters düşenlerin taciz edilmesi, muhalif vekillerin gözaltına alınması veya tutuklanması, Meclisteki siyasî dengeyi suni biçimde değiştirebilir. Böyle bir ihtimal karşısında........
