Liberal Düşünce Topluluğu’nun Son Dönemi Üzerine Bir Müzakere
Görüşlerine değer verdiğim Atilla Yayla Hocamın Liberal Düşünce Topluluğu’na ilişkin yazdığım yazıyı eleştirmesi beni mutlu etti. Benim o yazıyı yazmaktaki amacım da zaten LDT’nin faaliyetleri ve son dönem siyasal fikriyat içindeki yeri/duruşuna dair bir tartışma başlatmaktı.
Atilla Hoca ile hemfikir olduğumuz bazı noktalar olmasından memnunum. Liberal Düşünce Dergisi’nin bir misyon dergisi olma niteliğinden çıktığını o da vurguluyor. Derginin gidişatına ilişkin görüş beyan eden çoğu insan bu noktayı vurguluyor, bu sebeple bu görüş etrafında bir fikir birliği (ya da fikir birliğine yaklaşan bir uzlaşma) olduğunu tespit edebiliriz. Fakat derginin “Türkiye’yi liberal bakışla ele alma” amacından uzaklaşmasını sadece akademik endekslere bağlamamak gerekir. Akademik endekslerle de bu amaç çerçevesinde yayın yapılabilir. Bunun için sayıların bir konu/tema ile çıkması, hakem incelemesinden geçmeyen yorum yazılarına (elbette sıkı bir editoryal incelemeden geçirerek) daha fazla yer verilmesi, akademik/hakemli yazıların sınırlı tutulması (örneğin; her sayıda yalnızca 2 tane iktisat, 2 tane de siyaset bilimi makalesi) gibi politikalar düşünülebilir.
LDT’nin kurumsal pozisyon almaması gerektiği konusunda da Atilla Hoca’ya katılıyorum. Liberal değerleri bizzat adıyla benimseyen bir topluluğun üyelerini bağlayıcı kararlar alması, gündeme ilişkin resmî açıklamalar yapması abes olurdu. Zaten yazımın başında da LDT’nin “serbest bir fikir çevresi” olarak takdim edilmesine katıldığımı belirttim. Fakat bu, LDT’nin bir kolektif kimliği ya da duruşu........
