Tarafsızlık Son Soruşturmada Varsa, Kovuşturma Evresinde Neden Yok?
Avukatlık Kanunu’nun 59. Maddesinin Anayasa’ya Uygunluğu Üzerine Bir Değerlendirme
Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesi, uygulamada hakkında en az konuşulan; buna karşılık avukatlar bakımından en önemli usul güvencelerinden birini düzenleyen hükümlerden biridir. Uygulamada birçok avukat, Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde öngörülen bu özel usul güvencesinin varlığından, çoğu zaman ancak kendisi hakkında uygulanması gündeme geldiğinde haberdar olmaktadır. Oysa bu düzenleme, yalnızca avukatlara tanınmış istisnai bir usul hükmü değil; aynı zamanda adil yargılanma hakkı ve tarafsız mahkemede yargılanma güvencesiyle doğrudan bağlantılı anayasal bir mekanizmadır.
Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca, avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlarda son soruşturmanın açılmasına karar verme yetkisi, suçun işlendiği yerdeki ağır ceza mahkemesine değil, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir. Kanun koyucunun bu tercihi, ilk bakışta teknik bir yetki düzenlemesi gibi görünse de gerçekte objektif tarafsızlık ilkesini güçlendirmeye yönelik önemli bir anayasal güvencedir.
Ne var ki, uygulamada sınırlı ölçüde bilinen bu hükmün anayasal sonuçları üzerinde yeterince durulmamaktadır. Oysa asıl tartışılması gereken husus, son soruşturma aşamasında benimsenen bu tarafsızlık güvencesinin neden kovuşturma evresinde devam ettirilmediğidir.
Bu yazımızda Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde öngörülen sistem, tarafsız mahkeme ilkesi, objektif tarafsızlık ölçütü, hukuk devleti ilkesi ve Anayasa’ya uygunluk bakımından değerlendirilecektir.
Hukuk devletinin en temel güvencelerinden biri, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yargılanma hakkıdır. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile 138. maddede düzenlenen mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi, yalnızca mahkemelerin tarafsız olmasını değil, aynı zamanda tarafsız görünmesini de zorunlu kılar. Çünkü adalet, yalnızca gerçekleşmemeli; gerçekleştiğine ilişkin toplumda haklı bir güven de oluşturmalıdır.
Bu anlayışın bir yansıması olarak kanun koyucu, Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesinde avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri iddia edilen suçlarda genel ceza muhakemesi sisteminden ayrılmış ve son soruşturmanın açılmasına karar verme yetkisini en yakın ağır ceza mahkemesine bırakmıştır.
Bu tercihin tesadüfi olduğu söylenemez. Tam aksine, avukatın görev yaptığı adliyedeki mesleki ilişkilerin objektif tarafsızlık bakımından tereddüt oluşturabileceği kabul edilmiş; bu nedenle yargılamanın başlangıcındaki en önemli usul kararının başka bir yargı çevresindeki mahkeme tarafından verilmesi öngörülmüştür.
Buraya kadar anayasal açıdan herhangi bir sorun görünmemektedir.
Ancak aynı sistem kovuşturma evresi........
