ÖZEL SORUŞTURMA USULÜNE UYULMAMASININ SONUÇLARI VE SAVCILAR BAKIMINDAN MÜEYYİDELERİ
I. Genel Olarak
Avukatlar görevlerini yerine getirirken, gerek çözmeyi üstlendikleri uyuşmazlıkların tarafları, gerekse görevleri sebebi ile muhatap oldukları adli makam ve merciler ile birtakım olumsuzluklar yaşayabilir, haksız suçlamalarla karşılaşabilirler. İşte, özel soruşturma usulü ile avukatlara görevlerini yaparken uğrayacakları haksız ve asılsız suçlamalara karşı korunması amaçlanmıştır. (Küçük B., Avukatlar Hakkında Cezai Soruşturma ve Kovuşturma Usulü, Ankara 2021, s. 75)
Savunmayı temsil eden avukatlar hakkında öngörülen özel soruşturma usulü, yalnızca soruşturmanın hangi makam tarafından yürütüleceğini belirleyen teknik bir yetki kuralı değildir. Bu usul, savunma hakkının kurumsal teminatı, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla bu usule uyulmaması hâlinde ortaya çıkan hukuka aykırılığın, ceza muhakemesinde hangi sonuçları doğuracağı; özellikle savcılar ve hâkimler bakımından nasıl bir müeyyide rejimi işletileceği sorusu uygulamada ciddi tartışmalara konu olmaktadır.
Bu çalışmada, avukatlar hakkında özel soruşturma usulünün uygulanması gerekirken buna uyulmayarak genel soruşturma yürütülmesinin sonuçları; soruşturma makamı olan savcılar bakımından ele alınacaktır.
II. Özel Soruşturma Usulüne Uyulmamasının Soruşturmaya İlişkin Sonucu ve Müeyyidesi : Soruşturmanın Hukuki Geçersizliği
Avukatlar hakkında özel soruşturma usulü, savcı bakımından takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilecek bir prosedür değildir. Aksine bu usul, soruşturmanın başlatılabilmesi için ön koşul (muhakeme şartı) niteliğindedir.
Bu nedenle savcının, özel soruşturma usulü gerektiren bir fiil bakımından:
Baro ve/veya Adalet Bakanlığı izni alınmaksızın, doğrudan genel soruşturma usulüne geçmesi, hukuken yetkisiz soruşturma sonucunu doğurur.
Özel soruşturma usulüne uyulmaksızın yürütülen soruşturmada hukuka aykırı soruşturma işlemlerinin bazıları (Geniş bilgi için bkz. Mahmutoğlu, F.S/Karadeniz S/Akın, B., Avukatların Görev Suçları, Yargılama Rejimi ve Disiplin Hukuku, İstanbul 2023, s. 220 vd.) şu şekilde sıralanabilir;
Şüpheli sıfatının verilmesi, ifade alma, arama, elkoyma, dijital materyallerin incelenmesi gibi işlemlerin tamamı, hukuka aykırı soruşturma işlemi niteliğindedir.
Bu durumda, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 206/2-a ve m. 217/2 hükümleri uyarınca, bu işlemler sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı delil sayılır ve hükme esas alınamaz. Bu husus, hükmün gerekçe içeriğini düzenleyen CMK m. 230'da ''... bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi'' ve CMK m. 289 1/h, i hükümlerinde ise, Hüküm için önemli olan hususlarda........© Hukuki Haber





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar
Rachel Marsden