menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hak Düşürücü Süreler Takvimle Değil Kanunla Uzatılır

10 0
03.08.2026

Hukuk düzeninde bazen bir gün, bir haktan daha değerlidir. Çünkü kimi zaman bir günün geçmesi, yalnızca zamanı değil, kamu gücünü de sona erdirir. Hak düşürücü süreler de tam olarak bu işlevi yerine getirir. Süre dolduğunda takvimde sadece bir yaprak değişmez; idarenin belirli bir konuda işlem yapma yetkisi de ortadan kalkar. Bu nedenle hak düşürücü sürelerin nasıl hesaplanacağı meselesi, teknik bir süre hesabından ibaret değildir. Bu mesele, hukuk düzeninin temel ilkelerini, idarenin yetkisinin sınırlarını ve bireyin hukuki güvenliğini doğrudan ilgilendirir.

31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay İkinci Dairesinin E.2025/4820, K.2026/420 sayılı kararı da görünüşte kanun yararına temyiz isteminin reddine ilişkin usulî bir karar olmakla birlikte, gerçekte disiplin hukukunun temel ilkelerinden birini yeniden tartışmaya açmıştır. Tartışmanın odağındaki soru şudur:

Hak düşürücü bir sürenin son günü hafta sonuna veya resmî tatile rastladığında, bu süre ilk iş gününe uzar mı?

Danıştay çoğunluğu, uyuşmazlığın esasına girmemiş; kanun yararına temyiz kurumunun olağanüstü niteliği nedeniyle istemi reddetmiştir. Karşı oy ise, ülke genelinde farklı uygulamalara yol açabilecek bu hukuki sorunun, tam da kanun yararına temyiz kurumunun varlık sebebi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.

Kanımca karşı oyun usule ilişkin bu tespiti isabetlidir. Gerçekten de uygulama birliğini ilgilendiren bir konuda Danıştayın yol gösterici bir değerlendirme yapması beklenirdi. Ancak asıl mesele, kanun yararına temyizin sınırlarından çok daha derindedir. Tartışılması gereken husus, hak düşürücü sürelerin hukuki niteliği ve bu sürelerin kamu gücü üzerindeki etkisidir.

Hak düşürücü süreler, belirli bir sürenin geçmesiyle birlikte yalnızca işlem yapma imkânını değil, yetkinin kendisini ortadan kaldıran sürelerdir. Buna karşılık zamanaşımında hak varlığını sürdürür; yalnızca talep edilebilirliği etkilenir. Bu nedenle zamanaşımı, kural olarak ilgilinin ileri sürmesine bağlıdır; süresi içinde ileri sürülmediği takdirde hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz ve hak varlığını devam ettirir. Hak düşürücü sürede ise hak veya yetki, sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erer. Artık kullanılabilecek bir hak veya yetki kalmamıştır. Bu nedenle hak düşürücü süreler, hukuk düzeninin en katı ve istisnaya en az elverişli kuralları arasında yer alır.

Uygulamada ise bir sürenin hak düşürücü süre mi, yoksa zamanaşımı süresi mi olduğu her zaman kolayca belirlenememektedir. Bunun temel ölçütü, sürenin dolmasının doğurduğu hukuki sonuçtur. Sürenin dolmasına........

© Hukuki Haber