DÜRÜSTLÜK KURALI VE İNSAN HAKİKATİ
Halk arasında sıkça kullanılan bir söz vardır:
“Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.”
Çoğu zaman tebessümle karşılanır. Oysa bu söz, insan tabiatına ilişkin önemli bir gerçeği içinde barındırır.
İnsan, başkalarına ölçü koymayı sever; fakat aynı ölçüyü kendisine uygulamakta çoğu zaman zorlanır.
Başkalarına doğruluğu öğütler, kendisine mazeret üretir.
Başkalarına adaleti tavsiye eder, kendisi için istisna arar.
Başkalarının yanlışlarını kolaylıkla görür; fakat kendi yanlışlarını haklı gerekçelerin arkasına saklar.
İnsan bazen başkalarını ikna etmek için konuşur; fakat kendisini ikna etmek için mazeret üretir.
Oysa hakikat, mazeretlerden değil, gerçekle yüzleşmekten doğar.
Hayatta birçok insan başkaları tarafından aldatılmaktan korkar. Oysa insanın başına gelebilecek en büyük aldanış, kendi kendisini aldatmasıdır.
Çünkü başkasını kandırmak ahlaki bir kusur olabilir; fakat kendini kandırmak karakterin sessiz çöküşüdür.
İnsan, kendisine anlattığı hikâyeye bir süre sonra gerçekten inanmaya başlar. Yalanın en güçlü hâli de budur: artık yalan gibi görünmemesi.
Makamlar kişiliğin yerine geçebilir.
Kalabalıklar değerin ölçüsü sanılabilir.
Alkışlar hakikatin yerine konulabilir.
Fakat hayatın değişmeyen bir kuralı vardır:
Bir gün bütün bunlar çekilir gider.
Kalabalıklar dağılır.
Ve geriye yalnızca insan kalır.
İşte insanın en zor muhasebesi de o zaman başlar.
Bugünün dünyasında birçok kişi gerçeği aradığını düşünmektedir.........
