Sky ECC
Sky ECC; 2008 yılında Kanada Vancouver’da kurulan iletişim sağlayıcısı Sky Global tarafından şifreli mesajlaşma ağı olarak geliştirilmiş ve akıllı cep telefonlarına yüklenen uygulamanın şifrelenmesinde eliptik eğri kriptografisi kullanılmıştır. Sky ECC hakkında bazı açıklamalar, 30 Ocak 2025 tarihinde kaleme aldığımız “Sky ECC İletişim Sağlayıcısından Elde Edilen Delillerin Hukukiliği” başlıklı yazımızda yer almaktadır.
Açık kaynakta yer alan bilgilere göre; EncroChat gibi diğer kriptolu ağların kolluk tarafından çökertilmesinin ardından, suç örgütleri kitlesel olarak Sky ECC platformuna yöneldi. Mesajlaşma ağı, dünya çapında yaklaşık 70.000 aktif kullanıcıya ulaştı.
İddiaya göre Sky ECC; kokain ticareti, kara para aklama ve uluslararası uyuşturucu kartellerinin operasyonel yönetim merkezi haline geldi. Platformun sahibi olan Şirket, bu cihazları ve üyelik aboneliklerini çok yüksek fiyatlarla sadece referanslı kişilere elden dağıtıyordu.
Belçika, Fransa ve Hollanda kolluk kuvvetleri, uzun süren teknik takibin ardından 2021 yılının başlarında Sky ECC’nin Fransa’daki ana sunucularına sızmayı ve şifreleme algoritmasını çözmeyi başardı. Kolluk kuvvetleri; çok sayıda mesajı anlık olarak okuyarak, organize suçların sevkiyat planlarını, limanlardaki rüşvet ağlarını ve cinayet talimatlarını deşifre etti.
Açılan soruşturmalar kapsamında; Mart 2021’de Avrupa genelinde yüzlerce adrese eş zamanlı girildi, yüksek miktarda uyuşturucu, uyarıcı madde ile nakit para ele geçirildi. ABD tarafından; Sky ECC’nin sahibi olan Şirketin yöneticisi hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve Sky Global’in web sitelerine elkoyularak, iletişim ağı tümü ile kapatıldı.
Sky ECC’den elde edilen dijital deliller başta Belçika ve Hollanda olmak üzere Avrupa tarihinin en büyük uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti dosyalarına ve mahkumiyet kararlarına zemin hazırladı.
Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede yürütülen uluslararası uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti soruşturmalarında; Sky ECC uygulaması üzerinden gönderilen yazılı ve sesli mesajların çözülmesinden elde edilen bilgiler ve dijital deliller aktif olarak kullanılarak, çıkar amaçlı suç örgütlerinin lider ve yönetici kadrolarının ortaya çıkarılmasının ve kamu davaları açılmak suretiyle sanıkların cezalandırılmasının hedeflendiği görülmektedir.
Nitekim yurt dışından gönderilen Sky ECC mesaj içerikleri üzerinden Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturmalar başlatılmış ve bazı kamu davaları açılmıştır. Kamu davaları henüz derdest olup, sanıkların lehlerinde veya aleyhlerinde sonuçlanıp kesinleşen hükümler bulunmamaktadır.
Sky ECC mesaj uygulaması; anonim, dışarıdan erişime kapalı ve korumalı bir uygulamadır. Sky ECC’de yapılan müdahale ise; bireysel kullanıcıların iletişimlerinin anlık olarak izlenmesi ve dinlenmesi değil, kriptolu iletişim altyapısına yönelik yapılan teknik müdahale sonucunda sistem genelinde tutulan, iletilen veya kaydedilen verilerin ele geçirilmesidir.
Sky ECC eliptik eğri kriptografisi yöntemi ile şifrelenmiş ve kullanıcıları arasında mesajlaşma imkanı sağlayan uygulamaya işaret ederken, “Sky Phone” yalnızca bu uygulamanın kullanımına özgülenmiş akıllı cep telefonlarını, yani modifiye edilmiş, tehlike şifresi (panik butonu) özelliğine sahip, ancak kamera, mikrofon ve konum takibi yapılabilen GPS gibi özelliklerin tümü ile devre dışı bırakıldığı cihazları ifade etmektedir. Bu tarz kırılmış akıllı cep telefonlarından; telefon görüşmesi yapılabilmesi veya cep telefonundan beklenen diğer faydaların sağlanması beklenemez, bu telefonlar yalnızca EncroChat, Sky ECC, ANOM uygulamalarının kullanımına özgülenmiş cihazlardır.
Devam eden davalara konu olan iddianamelerden birisi incelendiğinde[1];
“Özellikle 2018 yılının ortalarından itibaren Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinin kolluk birimleri tarafından, başta uyuşturucu ticareti örgütleri olmak üzere suç organizasyonlarının kullandığı kriptolu iletişim sistemlerinin ele geçirilmeleri mümkün olmuştur. Akıllı cep telefonları üzerinden kullanıma sunulmuş ve yabancı ülke kanun uygulayıcıları ile kolluk birimleri tarafından EncroChat, Sky ECC ve ANOM gibi yazılımlar deşifre edilmişlerdir. Sky eliptik eğri kriptografi (Sky ECC); modifiye edilmiş Nokia, Google, Apple ve BlackBerry telefonlarında çalışan abonelik tabanlı bir mesajlaşma uygulamasıdır… diğer kriptolu telefonlar gibi Sky ECC’nin birincil amacı da güçlü şifreleme kullanılan uygulamalar aracılığıyla aboneler arasında güvenli iletişimi kolaylaştırmaktır. Kameralar, mikrofonlar ve GPS devre dışı bırakılarak, Sky ECC telefonuyla normal telefon görüşmeleri yapmak imkansız hale getirilmiştir.
Küresel ölçekte, Sky ECC aracılığıyla her gün yaklaşık üç milyon mesaj alışverişi yapılabilmiş ve 09.03.2021 tarihiyle de Fransız, Belçika ve Hollanda kolluk kuvvetlerinin müşterek çalışmalarıyla düzenlenen operasyonların ardından Sky ECC platformu kapatılmıştır…
Sky ECC telefonları; şifreli e-posta, anlık sohbetler, anlık grup sohbetleri, notlar, sesli mesaj, görüntüler ve belirli bir süre sonra otomatik olarak imha edilen mesajlar için işlev sunarken, aynı zamanda söz konusu cihazların tüm verileri uzaktan silmeye olanak tanıyan ‘tehlike şifresi (panik butonu)’ gibi özelliklere de sahip olduğu tespit edilmiştir.
‘Sky phone’ ile telefon görüşmesi yapmak mümkün değildir… Kullanıcıların, diğer Sky ECC kullanıcılarıyla iletişim kurabilmek için bu Sky-ID’leri rehber olarak kaydetmeleri gerekmektedir. Telefonlar tamamen anonim olarak ve sadece nakit karşılığında satılmakta olup, cihazların müşterilere yılda 2.200 Euro’ya ve 3 ayda bir 600 Euro’ya mal olduğu anlaşılmıştır.
2015 yılında Hollanda ve Fransız yetkili makamları; çok sayıda organize suç örgütü mensuplarının ve ciddi suçlar işleyen kişilerin Sky ECC telefonlarını kullandığını tespit etmiş, birkaç yıl sonra bu kriptolu telefonları kullanan suç örgütleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için ceza soruşturmaları başlatmaya karar vermişlerdir.
2018 yılında Belçika kolluk kuvvetleri, uyuşturucu dosyalarında giderek daha fazla karşılaştıkları Sky ECC telefonları ile ilgili bir soruşturma başlatmış ve aynı tarihlerde Hollanda ve Fransız kolluk kuvvetleri de bu şifreli iletişimleri sağlayan sunucuların Fransa’nın Roubaix kentindeki barındırma hizmet sağlayıcısı OVH’de bulunduğunu tespit etmiştir.
Fransız adli makamları; Sky ECC sunucularının alt yapısına erişim sağlayarak 13.02.2019 tarihinde Sky ECC hakkında soruşturma başlatmıştır.”
Tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
İddianameden anlaşıldığı üzere; bu anlatımların kaynağının Hollanda, Fransız ve Belçika yetkili makamları olduğu, bu üç ülkenin ortak soruşturma ekibi oluşturduğu, soruşturmaların bir çatı altında yürütüldüğü, daha sonra teknik ekiplerin kurulduğu, 18.12.2020 tarihinden Sky ECC soruşturmasının kamuoyuna açıklandığı 09.03.2021 tarihine kadar adli makamların verdiği kararlar ve yaptıkları denetimler çerçevesinde soruşturmaların yürütüldüğü, 09.03.2021 itibariyle Sky ECC kullanıcılarına müdahale edildiği, buna göre soruşturmaların ve davaların açıldığı,
Yine iddianameye göre;
Tüm dünya ülkeleri adli birimleri ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarına göre elde edilen delillerin hukuka uygun olması gerektiğinin bilinen bir gerçek olduğu, bu kapsamda Sky ECC soruşturmalarında, iletişimin toplu olarak dinlenebilmesi, takibe alınabilmesi için Fransız adli makamlarından gerekli izinlerin ve kararların alındığı, Hollanda, Belçika ve Fransa kolluk kuvvetlerinin iş birliği yapmak suretiyle soruşturmaları gerçekleştirdikleri ve Sky ECC’den gelen verilerin aşamalı olarak ele geçirildiği, haberleşme hürriyetine yapılan bu müdahalelerin Hollanda ve Fransa’da hukuka uygun sayıldığı, bu yolla birçok uyuşturucu ve uyarıcı madde kaçakçılığı ve ticareti fiillerine ilişkin iletişimin tespit edildiği,
Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ticaret güzergahında bulunması sebebiyle ülkemizde bulunan ve deşifre olmak istemeyen, bu maddelerin ticaretini yapan birçok suç örgütü lideri ve bunların üyeleri tarafından Sky ECC adlı programın, kriptolu haberleşme sistemi olması nedeniyle güvenilir görülüp kullanıldığı,
Özellikle İstanbul ilinde birçok kullanıcının bulunduğu, İstanbul ilinin uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretinin merkezinde yer aldığı, bu suçların işlenmesinde Sky ECC adlı gizli haberleşme programının kullanıldığı, suç örgütlerinin 2018 yılı sonlarından 2020 yılı ortalarına kadar EncroChat, bu tarihten 2021 yılı Mart ayına kadar Sky ECC, 2021 yılından 2022 yılı başlarına kadar ANOM adlı kripto haberleşme yazılımlarını ve bunların kullanımı için tasarlanmış özel cep telefonlarını kullandıkları, bunlardan ANOM kripto sisteminin ABD federal kolluk birimi olan FBI tarafından suç örgütlerine sızdırıldığı ve güvenilir kripto sistemi olarak yansıtıldığı,
Bu yolla elde edilen verilerin ABD, Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerde soruşturmalara ve kovuşturmalara konu edildiği, birden fazla kriptolu haberleşme programının uluslararası uyuşturucu ve uyarıcı madde kaçakçılığı suçlarının işlenmesinde kullanıldığı, bu yönde somut tespitlerin bulunduğu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı soruşturmaların yürütüldüğü, çok sayıda şüphelinin yakalandığı ve suçtan kaynaklandığı tespit edilen yüksek miktarda malvarlığı değerlerine elkoyulduğu,
Fransa, Hollanda ve Belçika merkezli Sky ECC adlı kriptolu haberleşme programının çözümü üzerine Europol’e bağlı olarak çalışmalarını yürüten OTF LIMIT adlı özel kolluk gücünün elde ettiği Türkçe ve Kürtçe dillerindeki şifreli mesajların Türkiye Cumhuriyeti ile paylaşılması konusunda bu üç ülkenin karar aldığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nden destek talep ettiği, ülkelerin mutabakata vardığı,
Türkiye ve Europol arasında Sky ECC verileri konusunda yapılacak iş birliği çerçevesinde 30.01.2023 tarihli Europol Müzakere Metninin hazırlandığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığına ulaşan verilerin incelendiği ve mesajlaşma içeriklerinin yapılan analizlerinde şüphelilerin kimliklerinin tespiti yoluna gidilerek, soruşturma dosyasına eklenmek üzere raporların hazırlandığı,
II. Yurt Dışından Elde Edilen Bilgi ve Belgelerin Delil Değeri ve Benedik/Slovenya Kararı
Bu süreçte; 6706 sayılı Cezai Konularda Adli İş Birliği Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanmadığının anlaşıldığı, bu Kanunun adli yardımlaşmaya ilişkin 7 ila 9. maddeleri ve soruşturmanın veya kovuşturmanın devrini düzenleyen 23 ila 25. maddelerinin tatbiki yoluna gidilmediği, dolayısıyla Türk adli mercilerinin adli yardımlaşma talebini düzenleyen m.7’nin ve yabancı adli mercilerin bu yönde taleplerine ilişkin usulü öngören 8. maddenin uygulanması suretiyle Sky ECC’ye ait yabancı ülkelerde bulunan verilerin Türk adli makamları tarafından elde edildiğine ilişkin bir açıklamanın iddianamede yer almadığı,
Yine ortada yabancı bir ülkede yapılan soruşturmanın veya kovuşturmanın devri usulünün de tatbik edildiğine dair iddianamede bir açıklamanın bulunmadığı, dolayısıyla 6706 sayılı Kanunun “Soruşturma veya kovuşturmanın devralınması” başlıklı 25. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen şekilde Adalet Bakanlığının uygun görmesi suretiyle yabancı bir ülkeden soruşturmanın veya kovuşturmanın devrine ilişkin talebin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmediği, dolayısıyla 6706 sayılı Kanunun 25. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, “Talepte bulunan yabancı devlet mevzuatına göre yapılmış soruşturma ve kovuşturma işlemleri ile elde edilen deliller Türk hukuku bakımından geçerli sayılır.” hükmünün burada uygulanma imkanının ve kabiliyetinin de bulunmadığı,
Kaldı ki m.25/3’ün; “normlar hiyerarşisi” ilkesini güvence altına alan “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı Anayasa m.11/2’de yer alan, “Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.” hükmü gereğince, “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı Anayasa m.38/6’da bulunan, “Kanuna aykırı elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” hükmüne aykırı olup, “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı Anayasa m.138/1’de bulunan, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.” hükmü de dikkate alındığında, talepte bulunan yabancı devlet mevzuatına göre toplanan bir delilin, iç hukukumuz bakımından kamu düzeninden olan ve emredici nitelik taşıyan hukuka aykırı delillerin kullanılamayacağına dair, hem Anayasa m.38/6’da ve hem de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.206/2-a, m.217/2 ile m.230/1-b ile m.289/1-i nedeniyle şüphelinin veya sanığın aleyhine kullanılmasının hukuka aykırı olacağı,
“Milletlerarası anlaşmaları uygun bulma” başlıklı Anayasa m.90/5’de yer alan; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmünün, temel hak ve hürriyetleri daha fazla güvence altına alan ve hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağını düzenleyen Anayasa m.38/6’yı bertaraf edebilmesinin mümkün olmadığı,
Ayrıca; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin “Tanınmış insan haklarının korunması” başlıklı 53. maddesinin, hukuka aykırı delillerin şüphelinin veya sanığın aleyhine kullanılamayacağına dair görüşümüzü desteklediği, İHAS m.53’de; “Bu Sözleşme hükümlerinin hiçbirisi, herhangi bir yüksek sözleşmeci tarafın yasalarına ve onun taraf olduğu başka bir sözleşme uyarınca tanınmış insan hakları ve temel özgürlükleri sınırlayacak veya onları ihlal edecek şekilde yorumlanamaz.” hükmüne yer verildiği,
05.05.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu’nun “özel kanun” niteliği taşıdığı; ilk altı maddesinin genel hükümlerden oluştuğu, 4. maddesinin adli iş birliği taleplerinin reddini düzenlediği, kamu düzenini ve savunma hakkına ilişkin temel güvenceleri ihlal eden iş birliği taleplerinin reddedileceğinin bu maddede belirtildiği, adli iş birliği talepleri yerine getirilirken, 6706 sayılı Kanunda ve diğer kanunlarda hüküm bulunmayan hallerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun uygulanacağının 5. maddede yer aldığı, 6706 sayılı Kanunun 7 ila 9. maddelerinde adli yardımlaşmanın, 10 ila 22. maddelerinde şüphelilerin, sanıkların ve hükümlülerin iadelerinin, 23 ila 25. maddelerinde soruşturmanın ve kovuşturmanın devrinin, 26 ila 29. maddelerinde infazın devrinin, 30 ila 33. maddelerinde hükümlü naklinin, 34 ila 38. maddelerinde de son hükümlerin düzenlendiği görülmektedir.
Bir soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçlandırılması veya verilen mahkumiyet kararlarının yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan konularda Türk adli mercileri tarafından adli yardımlaşma talebinde bulunulabileceği 6706 sayılı Kanunun 7. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye uygun şekilde gerçekleştirilmeyen adli yardımlaşmalar ve bu yardımlaşmalardan elde edilen deliller hukuka aykırı sayılmalıdır.
Soruşturmanın veya kovuşturmanın devri usulü uygulanmadıkça, yabancı ülkede elde edilen delillerin Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda geçerli sayılabilmesi mümkün değildir. Bu geçerliliğin bir sınırını da 6706 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri göstermiştir. Dolayısıyla; bir soruşturmanın veya kovuşturmanın yabancı ülkeden Türkiye’ye devri kapsamına girmeyen ve 6706 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yabancı ülkeden adli yardım talep edildiğinde, bu yardım kapsamında gelen delillerin hukuka uygun elde edilip elde edilmediğinin muhakkak Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a ve m.217/2 kapsamında değerlendirilmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırı elde edilen delillerin “hukuka aykırı delil” sayılmak suretiyle CMK m.206/2-a uyarınca mahkemece reddine karar verilmesi, davada sanık aleyhine dikkate alınmaması ve hatta soruşturma aşamasında da Anayasa m.38/6 gereğince Cumhuriyet savcısı tarafından da şüpheli aleyhine kullanılmaması gerekir.
Bunun yanında; bir soruşturmanın veya kovuşturmanın devri kapsamında ülkemize gelen dosyada bulunan delillerin de, 6706 sayılı Kanunun 25. maddesinin 3. fıkrası sebebiyle otomatik olarak, yani hukuka uygun delil olup olmadığına bakılmaksızın şüpheli veya sanık aleyhine kullanılması kabul edilemez. 6706 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri ile Anayasa m.11/1, m.38/6 ve m.90/5, hatta İHAS m.53 gereğince, yabancı bir ülkeden soruşturmanın veya kovuşturmanın devri suretiyle gelen delillerin, bizim hukukumuz yönünden hukuka aykırı elde edilmesi halinin gözardı edilebileceğini söylemek, hem kamu düzenimiz ve hem de savunma hakkına sağlanması gereken usuli güvenceler bakımından mümkün değildir.
Dolayısıyla; 6706 sayılı Kanunun 25. maddesinin 3. fıkrasının, aynı Kanunun 4. ve 5. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi, Türkiye’ye aktarılması düşünülen bir soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan delillerin CMK m.206/2 kapsamında önden denetiminin yapılması isabetli olacaktır. Soruşturma veya kovuşturma dosyası Türkiye’ye aktarıldıktan sonra, elbette soruşturmada Cumhuriyet savcısı ve kovuşturmada ise mahkeme tarafından delillerin hukuka uygun olup olmadığının denetimi ayrıca yapılmalı ve bu yönde ileri sürülen itirazlar dikkate alınmalıdır.
Ceza Muhakemesi Hukukumuzda; bir kaydın, bilginin, belgenin, verinin ve bunların analizlerinin istihbari veya adli nitelik taşımasına göre “delil” sayılıp sayılmayacaklarına karar verilir. İstihbari nitelik taşıyan kayıtları, bilgiyi, belgeyi, veriyi ve bunlara ilişkin yapılan analizleri, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Ek m.7/7 ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu Ek m.1/1 kapsamında değerlendirmek gerekir.
PVSK Ek m.7/7’ye göre; “Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, birinci fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz”. PVSK Ek m.7/1’de bu amaçlar; “Polis, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde ve sanal ortamda istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar.” olarak gösterildiğinden, Ek m.7 vasıtasıyla elde edilen kayıtların “delil” olarak kullanılabilmesi mümkün değildir.
Buna göre; idari kolluk teşkilatı olarak görev yapan polisin ve jandarmanın istihbari mahiyette Ek m.7 kapsamında yürüttüğü faaliyetlerden elde ettiği kayıtların “delil” değeri olmayacak ve bu kayıtlar soruşturma veya kovuşturma dosyasına delil olarak sunulmuşsa, bunların CMK m.206/2-a kapsamında reddi yoluna gidilecektir, çünkü bu kayıtların PVSK Ek m.7/1’de gösterilen amaçlar dışında kullanılması yasaklanmıştır.
Benzer yönde bir hüküm 2937 sayılı MİT Kanunu Ek m.1/1’de de yer almaktadır, ancak bu hükümle bazı suçlar yönünden istihbari nitelikte ulaşılan bilgi, belge, veri ve kayıtlar ile yapılan analizlerin “delil” değeri olduğu ifade edilmiştir.
2937 sayılı Kanun Ek m.1/1’e göre; “Milli İstihbarat Teşkilatı uhdesindeki istihbari nitelikteki bilgi, belge,........
