menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin Değerlendirilmesi

27 0
06.08.2026

I. Kapsam Yönünden Değerlendirme

PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin düzenlendiği Kanun Teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur.

Kanun Teklifi incelendiğinde; bu Kanun hükümlerinin sadece PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da düzenlenen suçları kapsadığı görülmektedir.

Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki; kanunların en temel niteliği, genel ve nesnel nitelikte olmalarıdır. Bu ilke, “kanun önünde eşitlik” ilkesi ile de bağlantılıdır. Nitekim; kanunlar belli bir kişiyi veya kişileri hedef almamalı, ilgili tüm kişilere uygulanabilecek hükümler içermelidir. Kanunlar; genel hukuk kuralları koymayan ve kişiye özel nitelik taşıyan düzenlemeler içermemeli, kapsam itibariyle aynı suçu işleyen bazı kişilere ayrıcalık tanımamalıdır.

Kanun Teklifinin bu bakımdan; yukarıda değinilen ilkeler karşısında sorunlu olduğu, “kanunların genelliği” ve “kanun önünde eşitlik” ilkeleri yönünden tartışmaya açık olduğu görülmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesinde; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma, örgüte yardım ve örgüt propagandası suç olarak düzenlenmiştir. TCK’nın “Silahlı örgüt” başlıklı 314. maddesinde de; Kanunun Dördüncü Bölümünde ve Beşinci Bölümünde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlere dair hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da, silahlı terör örgütleri ile bu örgütlerin finansmanına dair genel nitelikli hükümler ortaya koyulmuş olup, anılan bu kanunlar uygulama alanını belli örgütlerle sınırlı olarak düzenlememiştir.

Hukukumuzda terör örgütü olarak kabul edilen çok sayıda silahlı yapılanma mevcut olup, PKK/KCK terör örgütü bunlardan sadece birisidir. Bir önceki paragrafta değinilen ve Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ile 6415 sayılı Kanunda belirtilen suçlar; terör örgütü olarak kabul edilen tüm örgütlerin kurucuları ve üyeleri ile bunlara yardım eden ve finansman sağlayanlara yönelik olarak düzenlenmiştir.

Bu suçların tüm terör örgütleri kapsamında işlenebilen suçlar olması karşısında; sadece PKK/KCK terör örgütü yararına olduğu görülen Kanun Teklifi, “kanunların genelliği” ve “kanun önünde eşitlik” ilkelerine açıkça aykırıdır. Kaldı ki; kamuoyuna “Terörsüz Türkiye” adıyla tanıtılan süreç, Teklifin bu haliyle, yani sadece PKK/KCK’ya yönelik olması halinde tüm boyutları ile ülkeyi terörden arındırmaya yönelik olmayacak, sadece “PKK’sız Türkiye” hedefine yönelecek, belki de diğer terör örgütlerinin silah bırakarak sürece dahil olmasının önünü açmayacaktır.

Bu hususta dikkat edilmesi gereken; örgüt kurucusu veya yöneticisi olanların, örgüt kurma ve yönetme suçu Teklif kapsamına alındığından, her ne kadar bu suçlar yönünden Kanundan yararlanmaları mümkün olsa da, TCK m.220/5’de yer alan “Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.” hükmü gereğince, örgüt kapsamında işlenen tüm suçlardan da fail olarak sorumlu olacakları ve kapsam dışı bırakılan suçlar yönünden sorumluluklarının devam edeceği görülmektedir. Bu sebeple; örgüt kurucusu ve yöneticileri hakkında sadece bu suçlarla sınırlı kalmayıp, ayrıca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş tüm suçlar yönünden soruşturmaların yapılması ve neticeye göre de erteleme kurumundan faydalanıp faydalanmayacaklarının takdir edilmesi gereklidir.

II. İstisnalar Yönünden Değerlendirme

Teklifin “Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi” başlıklı 3. maddesi gereğince; üst sınırı on beş........

© Hukuki Haber