menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SUÇ MAĞDURUNUN KORUNMASI - CEZA MUHAKEMESİNDE MAĞDUR HAKLARI

12 0
11.05.2026

Mağdur kelimesi, gündelik dilde herkesin en küçük sebeplerden dolayı bile mağdur olduğunu iddia edebileceği kadar yaygın olarak kullanılmaktadır. Arapça kökenli bir kelime olan mağdur, en genel anlamda hakkı zarara uğrayan kişidir. Bu zarar, kişinin kendi davranışına bağlı olabileceği gibi insan davranışı dışındaki sebeplerden (doğal olaylar vb.) dolayı da ortaya çıkabilmektedir. Mağduriyet oluşturan duruma mağdur kendi kusurlu davranışı ile sebep olabileceği gibi hiçbir kusuru da bulunmayabilmektedir. Bir insan; suç mağduru olabileceği gibi doğal afet, kaza, yangın, deprem, hastalık, çatışma, savaş, ayrımcılık, nefret suçu gibi sosyal problem mağduru olabilmektedir.

Her suçun bir faili olduğu gibi mutlaka bir mağduru da bulunmaktadır. Ceza hukuku terimi olarak mağdur kavramı, aleyhine suç işlenen ve suçtan zarar gören kişiyi ifade etmektedir. Suç mağduru gerçek kişi olabilirken, tüzel kişiler suçtan zarar gören olabilmektedir. Ceza muhakemesinin faile odaklı kamusal niteliği, suç mağdurlarının unutulmasına ve ikincil mağduriyetler yaşanmasına neden olmuştur. Adli süreçte mağdurun rolü, suçu ihbar etme ve mahkemede tanıklıkla sınırlı kalmış, mağdurun süreçle ilgili diğer talepleri, kanuni düzenleme yokluğu nedeniyle karşılanamamıştır.

Ceza muhakemesinde mağdur hakları ayrı bir madde halinde sistematik olarak ilk kez 2005 yılında uygulanmaya başlanan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.234’de düzenlenmiş, devam eden yıllarda 2007 yılında tanık koruma, 2012 yılında ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili kanunlarda mağduru koruyan uygulamalarla ilgili suç mağdurunu koruyan değişiklikler yapılmış, son olarak 2020 yılında 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte mağdur haklarıyla ilgili yeni bir teşkilatlanma (Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı/Müdürlüğü) oluşturulmuştur.

Mağduru koruyan hükümlerin uygulanabilmesi için ceza adaleti sistemine başvuran kişinin, “suç mağduru” olması gerekmektedir. Mağdurun belirlenmesi; şikayet hakkı, suçu ortadan kaldıran rıza gibi ceza hukukunun birçok düzenlemesinin uygulanmasında önem taşımaktadır. Başvuran kişinin gerçekten mağdur olup olmadığı veya iddia edilen suçun gerçekten işlenip işlenmediğini gündelik hayat akışı içinde o anda tespit etmek kolay değildir. Mağdur iddiasının ve suçun gerçekten işlenip işlenmediği hususunun soruşturma ve kovuşturma evresinin ilerleyen aşamalarında kesin olarak anlaşılabilecek olmasına rağmen kişinin iddiası ve/veya suçla ilgili olduğu değerlendirilen mevcut delillere göre başvuran kişiye, mağdur sıfatı verilerek (mağduriyetin gerçeğe uygun olduğu kabul edilerek) suç soruşturması yapılmaktadır. Başka bir ifadeyle soruşturma evresinin başında mağdur, suçtan zarar gördüğüne inanılan kişi olarak tarif edilebilir. Nasıl ki suç soruşturmasını başlatmak için basit şüphe yeterliyse bir kişiye mağdur denilmesinde de basit bir değerlendirme yapılmaktadır. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında kolluk ya da savcılığa başvuran kişinin, kendinin mağdur olduğu iddiasının aksine hukuken o kişinin mağdur olmadığı anlaşılabilmekte veya tam aksine kolluğa veya savcılığa hiç başvurmamasına rağmen bir kişi, suç nedeniyle uğradığı zararı bilmese ya da önemsemese bile resmi kayıtlara girmeyen bir mağduriyet söz konusu olabilmektedir.

Adli sürecin işleyişinde mağdur açısından birçok belirsizlik bulunmaktadır. Mağdur; suç ihbarında bulunmasına rağmen fail yakalanmayabilir, mağdur istemesine rağmen fail tutuklanmayabilir, dava bekleyebilir veya düşebilir, delil yetersizliğinden fail beraat edebilir veya cezalandırılmayabilir, cezalandırılsa bile hafif bir ceza alabilir ya da uğradığı zarar tam anlamıyla telafi........

© Hukuki Haber