menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AYNI ÇOCUK İÇİN İKİ ÜLKEDE NAFAKA MÜMKÜN MÜ?

16 0
24.03.2026

AYNI ÇOCUK İÇİN İKİ ÜLKEDE NAFAKA MÜMKÜN MÜ?

Hukuki Yarar Yokluğu ve Derdestlik Sorunu

Uzun süredir yurt dışında yaşayan bir çift düşünelim. Evlilik birliği fiilen sona ermiş, taraflar farklı hayatlar kurmuş, müşterek çocuk ise annesiyle birlikte başka bir ülkede yaşamaktadır. Baba, bulunduğu ülkede çalışmakta ve çocuğu için düzenli olarak maddi destek sağlamaktadır. Hatta bu destek, yaşanılan ülkenin resmi kurumları nezdinde başlatılan bir süreç sonucunda belirli bir sisteme bağlanmış, ödemeler kayıt altına alınmış ve düzenli hâle gelmiştir.

Zaman geçtikçe her şey belirli bir düzene oturur. Nafaka ödenmekte, çocuk için gerekli harcamalar karşılanmakta ve taraflar arasında bu konuda açık bir ihtilaf görünmemektedir. Ancak bir süre sonra beklenmedik bir gelişme yaşanır. Nafaka alan taraf, bu kez Türkiye’de yeniden bir dava açar. Üstelik talep edilen nafaka miktarı, mevcut ödemelerden oldukça farklı ve daha yüksek bir seviyededir.

Bu durum karşısında diğer taraf açısından yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki bir belirsizlik de ortaya çıkar: Halihazırda işleyen bir nafaka sistemi varken Türkiye’de yeniden dava açılması mümkün müdür? Aynı çocuk için iki farklı ülkede nafaka talep edilmesi hukuk düzeni tarafından korunur mu? Yabancı bir ülkede başlatılmış ve sonuç doğurmuş bir süreç, Türk mahkemelerinde açılan davayı etkiler mi?

İşte bu noktada uyuşmazlık, yalnızca bir nafaka meselesi olmaktan çıkmakta; “hukuki yarar” ve “milletlerarası derdestlik” gibi usul hukukunun temel kavramlarının tartışıldığı daha karmaşık bir hâl almaktadır.

Bu soruların yanıtı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında dava şartı olarak düzenlenen “hukuki yarar” ile usul hukukunun temel ilkelerinden biri olan “derdestlik” kavramları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Hukuki yarar, HMK m.114/1-h hükmü uyarınca bir davanın görülebilmesi için zorunlu olan dava şartlarından biridir. Buna göre, davacının dava açmakta korunmaya değer güncel bir menfaatinin bulunması gerekmektedir. Aynı hukuki sonuca ulaşmayı sağlayan mevcut ve işleyen bir mekanizma varken yeniden dava açılması hâlinde hukuki yararın varlığından söz edilemeyecektir.

Nitekim Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 31.03.2016 tarihli ve 2015/3945 E., 2016/9154 K. sayılı kararında; "Dava konusu uyuşmazlık, davacının davalının vekilliğini yaptığı Zwickau Eyalet Mahkemesinin 101786/04 no.lu dosyasında hükmedilen vekalet ücretinin tahsiline ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştır. ...Somut uyuşmazlıkta davacı, Zwickau Eyalet Mahkemesinin 101786/04 no.lu kararına dayalı vekalet ücreti alacağını ilamsız takip yoluyla istemiştir. Davanın devamı sırasında söz konusu mahkeme hükmünün tenfizine karar verilmiş ve bu karar 15.02.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece, sonradan yabancı mahkeme kararının........

© Hukuki Haber