menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukukta AI Devriminin Görünmeyen Sorusu: Verimlilik Kimin Cebinde Kalacak?

13 0
saturday

Bir hukuk bürosunun daha önce on saatte tamamladığı bir işi, yapay zeka sayesinde iki saatte tamamlayabildiğini düşünelim. Ortada sekiz saatlik bir verimlilik kazancı var.

Peki bu sekiz saatin ekonomik değeri kime ait? Müvekkile daha düşük bir fatura olarak mı dönecek? Hukuk bürosunun kâr marjına mı eklenecek? Yoksa avukat aynı sürede daha fazla dosya üstlenerek bambaşka bir ekonomik model mi yaratacak?

LegalTech tartışmalarında çoğu zaman yapay zekanın ne yapabildiğine odaklanıyoruz. Sözleşme inceleyebiliyor mu? İçtihat tarayabiliyor mu? Dilekçe taslağı oluşturabiliyor mu? Due diligence süresini ne kadar azaltıyor?

Oysa hukuk piyasasının önündeki daha zor soru teknik değil:

Yapay zekanın yarattığı verimlilik nasıl fiyatlandırılacak?

Çünkü teknolojik dönüşümün gerçek ekonomik etkisi, bir işin daha hızlı yapılabilmesinden değil, bu hızın yarattığı değerin üretici ile müşteri arasında nasıl paylaşıldığından doğar.

-Verimlilik artışı fiyat indirimi demek değildir.

Ekonominin birçok alanında teknoloji üretim maliyetini aşağı çeker. Otomasyon, yazılım ve ölçek ekonomisi sayesinde aynı ürün veya hizmet daha az insan emeğiyle, daha kısa sürede ve daha düşük birim maliyetle üretilebilir. Ancak burada sıklıkla gözden kaçırılan bir ayrım var:

Maliyetin düşmesi ile fiyatın düşmesi aynı şey değildir.

Bir şirketin bir ürünü yüzde 40 daha ucuza üretmeye başlaması, o ürünü ertesi gün yüzde 40 daha ucuza satacağı anlamına gelmez. Fiyatın ne kadar düşeceğini rekabet, müşterinin alternatifleri, markanın gücü, pazara giriş engelleri, müşterinin sağlayıcı değiştirme isteği ve hizmetin ne ölçüde farklılaştırılabildiği belirler.

Hukuk hizmetlerinde yapay zeka tartışmasının kilit noktası da tam burada. Bir hukuk bürosunun maliyeti azalabilir ama müvekkilin ödediği bedel aynı kalabilir. Bu durumda yapay zeka hukuki hizmeti ucuzlatmamış olur. Yalnızca hukuk bürosunun ekonomisini iyileştirmiş olur.

Ve aslında önümüzdeki dönemin en önemli pazarlıklarından biri tam olarak bunun üzerinde gerçekleşecek: AI kaynaklı verimlilik artışından kim ne kadar pay alacak?

-Müvekkil avukatın zamanını mı satın alıyor, sonucunu mu?

Saatlik ücret modelinin yapay zeka karşısındaki en önemli açmazı burada ortaya çıkıyor. Geleneksel modelde denklem son derece anlaşılır:

Bir avukat dosya üzerinde çalışır. Harcadığı süre kaydedilir. Bu süre belirli bir saatlik ücretle çarpılır ve müvekkile fatura edilir. Fakat yapay zeka aynı iş için gereken zamanı radikal biçimde azaltmaya başladığında ilginç bir paradoks ortaya çıkıyor. Avukat daha verimli oldukça daha az saat üretirse, saatlik ücret sisteminde teknolojiyi başarılı kullanan hukuk bürosu kendi gelirini azaltmış olabilir. Başka bir ifadeyle sistem, verimliliği cezalandırabilir. Tam da bu nedenle hukuk hizmetlerinin fiyatlandırılmasında şu soruyu daha fazla duymaya başlayacağız:

Müvekkil gerçekten avukatın harcadığı zamanı mı satın alıyor?

Ø Bir birleşme ve devralma işleminde kritik bir sözleşme maddesinin riskini doğru tespit eden avukatın değeri, o tespiti yapmak için geçirdiği üç saat midir?

Ø Bir ceza dosyasında bütün soruşturmanın yönünü değiştirecek bir hukuki ayrıntıyı on dakikada fark eden avukatın yarattığı değer on dakikalık mıdır?

Ø Ya da bir şirketi yıllarca sürebilecek bir uyuşmazlıktan tek bir doğru stratejik hamleyle uzaklaştıran hukuk danışmanının ücreti, klavye başında geçirdiği süreyle mi ölçülmelidir?

Bu sorular aslında yapay zekadan önce de vardı. Yapay zeka sadece onları görmezden gelmeyi zorlaştırıyor.

-Hukuk hizmetinin maliyeti ile değeri arasındaki mesafe açılıyor.

AI çağında hukuk bürolarının en önemli kavramsal değişimlerinden biri, üretim maliyeti ile müşteri değerini birbirinden ayırmak olacak. Bir hukuki görüşün hazırlanmasının büroya maliyeti düşebilir. Ancak o görüşün müvekkil bakımından ekonomik değeri aynı kalabilir, hatta artabilir.

Örneğin milyonlarca liralık bir yatırım kararının hukuki riskini belirleyen bir görüşün hazırlanması yapay zeka sayesinde üç gün yerine üç saatte tamamlanabilir. Fakat bu hız, hukuki görüşün şirket açısından taşıdığı stratejik değeri ortadan kaldırmaz. Bu nedenle “AI kullandınız, daha az zaman harcadınız, o halde daha az ücret almalısınız” yaklaşımı her hukuki hizmet bakımından ikna edici değildir. Fakat bunun tam tersi de doğru değil. “Bizim uzmanlığımız değerli, dolayısıyla AI sayesinde maliyetimiz ne kadar düşerse düşsün fiyat hiç........

© Hukuki Haber