İŞ HUKUKUNDA KÖTÜNİYET TAZMİNATI: HAK KAZANMA KOŞULLARI VE İSPAT YÜKÜ
4857 sayılı İş Kanunu, iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde işverenin fesih hakkını sınırsız bırakmamış, dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki fesihleri yaptırıma bağlamıştır. Bu yaptırımlardan biri de İş Kanunu’nun 17. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen kötüniyet tazminatıdır.
Kötüniyet tazminatı, işverenin sahip olduğu fesih hakkını hukukun koruduğu amaç dışında kullanması nedeniyle işçiye ödemek zorunda olduğu özel nitelikli bir tazminattır. Ancak her haksız fesih kötüniyet tazminatı sonucunu doğurmaz. İşçinin bu tazminata hak kazanabilmesi için kanunda ve yargı kararlarında belirlenen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
I. Kötüniyet Tazminatının Hukuki Dayanağı
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17/6. maddesine göre; “İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.”
Bu düzenleme ile kanun koyucu, iş güvencesi kapsamında bulunmayan işçileri korumayı amaçlamış ve işverenin keyfi fesihlerini yaptırıma bağlamıştır.
II. Kötüniyet Tazminatına Hak Kazanmanın Şartları
1. İşçinin İş Güvencesi Kapsamında Bulunmaması
Kötüniyet tazminatının en önemli koşulu, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanamıyor olmasıdır.
Dolayısıyla; işyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışıyorsa, işçinin en az 6 aylık kıdemi varsa, iş sözleşmesi belirsiz süreli ise, işçi iş güvencesi kapsamında kabul edilir ve kötüniyet tazminatı talep edemez.
Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Mahkeme öncelikle işyerindeki çalışan sayısını ve işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığını araştırmak zorundadır.
Dosya içeriğine göre, davacının 30'dan az çalışan olduğunu, davalı işverenin ise 30'dan fazla çalışan olduğunu ileri sürdüğü, davalı iş yerinde fesih tarihinde 30'dan fazla çalışan olup olmadığı yönünde kayıt olmadığı halde mahkemece davalı iş yerinde çalışan sayısının 30'dan fazla olduğu bu nedenle davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlandığı gerekçesiyle kötüniyet tazminatının reddi hatalı gerekçeye dayanmış olup, işverenin iş akdinin feshinde kötüniyetli davrandığı ispat edilemediğinden davacının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş ve yerel mahkemenin kararının gerekçe yönünden düzeltilmesi gerekmiştir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi)
Öncelikle 17 nci maddenin altıncı fıkrasının açık hükmüne göre, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.Bu çerçevede akdin fesih tarihinde işyerinde çalışan sayısının 30'u aşıp aşmadığı incelenmelidir. Bundan sonra ayrıca davalı feshinin kötü niyetle yapıldığının davacı tarafça ispatlanması da........
