menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de Yabancılar Hukuku: Egemenlik Yetkisi ile Temel Hak Güvenceleri Arasında Sınır Dışı Etme, İdari Gözetim, Geri Gönderme Yasağı ve Etkili Başvuru

15 0
27.04.2026

Türkiye’de yabancılar hukuku, devletin ülkeye giriş–ikamet–çıkış–sınır dışı alanındaki egemenlik yetkisi ile bireylerin temel hakları arasındaki gerilimin en yoğun yaşandığı hukuk dallarındandır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (“YUKK”), sınır dışı etme (m.52-54), idari gözetim (m.57), geri gönderme yasağı (m.4) ve yargısal denetim/başvuru yolları (özellikle m.53, m.57/6) yönünden hem idarenin araçlarını hem de bireyin güvencelerini bir arada düzenlemiştir. Bu makale; (i) yabancıların temel haklarının sınırlandırılmasının anayasal sınırlarını (Anayasa m.16, m.19), (ii) sınır dışı etme kararına karşı etkili başvuru ve “askı etkisi”ni (YUKK m.53), (iii) idari gözetimin meşruiyet koşullarını ve yargısal denetimini (YUKK m.57; AİHS m.5), (iv) geri gönderme yasağının (non-refoulement) sınır dışı pratiklerine etkisini (YUKK m.4; AİHS m.3), (v) aile hayatına saygı hakkı bağlamında sınır dışı/ikamet/giriş yasağı işlemlerini (AİHS m.8) AYM ve AİHM içtihatları ışığında inceler. Ayrıca 2024 tarihli yasal değişiklikle sınır dışı kararına karşı dava açma süresi ve yargılama mekanizması bakımından getirilen güncel düzenleme ve Anayasa Mahkemesi’nin süre ve etkili başvuru tartışmalarına yaklaşımı değerlendirilir.

1. Giriş: Yabancılar Hukukunun “İki Kutuplu” Yapısı

Yabancılar hukuku klasik olarak “devlet egemenliği” söylemiyle başlar: Devlet, ülkesine yabancı kabul etme, yabancının ikamet koşullarını belirleme ve koşulları ihlal edenleri sınır dışı etme konusunda geniş takdir yetkisine sahiptir. Ne var ki modern insan hakları hukukunun gelişimiyle bu takdir, “mutlak” olmaktan çıkmış; başta işkence ve kötü muamele yasağı olmak üzere temel hak çekirdeği, sınır dışı işlemlerinde belirleyici hale gelmiştir.

AYM içtihadı, bu ikili yapıyı netleştirir: Anayasa’da yabancıların ülkeye giriş/ikamet/çıkışı doğrudan düzenlenmemiş olsa da bunun egemenlik yetkisinin parçası olduğu; ancak bu alandaki işlemlerin Anayasa ile güvence altına alınmış haklara müdahale doğurması halinde bireysel başvuruya konu olabileceği kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, sınır dışı ve idari gözetim kararlarını “salt idari” olmaktan çıkarıp “temel hak incelemesi”ne tabi kılar.

Bu çerçevede yabancılar hukukunun güncel tartışması, idarenin hangi gerekçelerle (kamu düzeni/kamu güvenliği/milli güvenlik vb.) ne ölçüde müdahale edebileceği ve bu müdahalelere karşı bireyin hangi usul güvencelerine sahip olması gerektiği noktasında yoğunlaşmaktadır.

2. Anayasal Temel: Anayasa m.16 ve m.19 Ekseninde Sınırlandırma ve Özgürlük Güvenceleri

2.1. Anayasa m.16: “Milletlerarası hukuka uygun” sınırlama şartı

Anayasa m.16, yabancıların temel hak ve özgürlüklerinin kanunla sınırlanabileceğini kabul eder; fakat iki ana sınır çizgisi koyar: (i) sınırlamanın kanunla yapılması ve (ii) milletlerarası hukuka uygun olması. Bu ikinci unsur, özellikle AİHS standartları ve non-refoulement ilkesi (geri gönderme yasağı) nedeniyle yabancılar hukukunda kritik önemdedir. Nitekim AYM’nin norm denetimi kararlarında da m.16’nın lafzı ve gerekçesinden yabancılar bakımından sınırlamaların kanunilik ve uluslararası hukuka uygunluk şartlarına bağlı olduğu sonucu çıkarılmaktadır (AYM, E.2020/30, K.2023/12; ayrıca E.2024/25, K.2024/116).

2.2. Anayasa m.19 ve idari gözetim: “Sınır dışı için yakalama/tutma” istisnası ve yargısal başvuru

Anayasa m.19, kişi özgürlüğünden yoksun bırakmayı kural olarak yasaklarken, bazı istisnalar sayar. Bunlardan biri, usulüne aykırı giriş yapan ya da hakkında sınır dışı/geri verme kararı verilen kişilerin yakalanması veya tutulmasıdır. Ancak aynı madde, “hürriyeti kısıtlanan kişinin kısa sürede yargı merciine başvuru” hakkını da güvence altına alır.

Bu anayasal yapı, YUKK m.57’de somutlaşır: idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru, 5 gün içinde inceleme ve kesin karar gibi güvenceler tanınır. AİHM de Türk hukukunda 6458 sayılı Kanun’un bu boşluğu giderdiğini, sulh ceza hâkimliği yolunun idari gözetimin hukuka uygunluğunun denetimi için bir mekanizma sağladığını vurgulamıştır (G.B. ve diğerleri/Türkiye).

3. 6458 sayılı Kanun (YUKK) ile Kurulan Çekirdek Rejim

YUKK, yabancılar hukukunu “parçalı” düzenlemelerden daha sistematik bir çatıya kavuşturur. Makale açısından çekirdek dört alan önemlidir:

1) Geri gönderme yasağı (m.4) 2) Sınır dışı sebepleri ve karar sistemi (m.52-54) 3) Sınır dışı kararına karşı yargı yolu (m.53) 4) İdari gözetim ve denetimi (m.57)

Bu maddeler birlikte okunduğunda, Türkiye’de sınır dışı “olabilir” (kamu düzeni/milli güvenlik gerekçeleri), fakat “mutlak” değildir: kötü muamele riski varsa gönderme yasağı devreye girebilir; yargı yolu ve askı etkisi ile........

© Hukuki Haber