Labirenti bozan kadının 30 gün kuralı
Plazaların yüksek katlarında, yoğun toplantıların, bitmeyen Excel tablolarının ve milyar dolarlık fonların arasında geçen yorucu bir günün ardından modern kadının sığındığı tanıdık liman; alışveriş merkezleri veya telefon ekranındaki dijital caddelerdir.
Bazen sadece nefes almak ya da sosyalleşmek, bazen de yoğun kurumsal stresin ardından ‘kendini ödüllendirmek’ için o labirentin kapısından adımını atar. Ancak kapıdan girildiği an, rasyonel kararlar veren o güçlü plaza kadını gider; yerine kokuların, ışıkların ve göz hizasındaki kusursuz tasarımların sarhoş ettiği bir tüketici gelir. Geçen hafta cüzdanımıza sızdığını söylediğimiz ‘sessiz ortak’ tam o anda, o vitrin ışıklarının altında fısıldar: "Bunu hak ettin, sadece sepetine at."
Bu fısıltı, özgürlük çağrısından çok bir illüzyondur. Modern dünya bize "kendi kazandığın parayı kimseden izin almadan harcama özgürlüğü" vadederken, irademizi ince iplerle o labirente bağlar. İşte bu yüzden, parayı elinde tutan ama o labirentin içinde cüzdanının psikolojisini çözemeyen modern kadının, kendini korumak için yeni bir düşünce biçimine ihtiyacı var.
Sistem 1’in sarhoşluğu, Sistem 2’nin filtre kahvesi
Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman, insan beyninin iki farklı işletim sistemiyle çalıştığını söyler. Sistem 1 hızlı, otomatik, duygusal ve son derece dürtseldir. AVM’nin Gruen Etkisi denilen hipnotik mimarisi ve telefonumuza düşen anlık indirim bildirimleri doğrudan bu Sistem 1’i hedefler. "Bunu hak ettim" fısıltısı, Sistem 1’in çığlığıdır.
Buna karşın Sistem 2; yavaş, analitik, rasyonel ve hesapçıdır. Zihnin sarhoşluğunu dağıtacak sert bir filtre kahvedir. İşte labirentin tam ortasında, tüm manipülasyon dalgasına karşı kadının hâlâ kendini koruyabileceği, bu illüzyona itiraz edebileceği analitik bir kalkanı vardır: 30 gün kuralı.
"Bugün almazsam zamlanır" yanılgısı
Biliyorum, yüksek enflasyonist bir ülkede yaşıyorsanız şu an iç sesiniz haklı olarak direniyor: "Elimde param var, bir ay düşünüp sonra alırsam ürün zamlanacak. Şimdi almak daha kârlı değil mi?"
Çünkü modern tüketim sistemi, ‘enflasyonu’; dürtüsel harcamalarımızı meşrulaştırmak için bir maske olarak kullanır. Tüketicinin "Gelecek ay zamlanacak, o yüzden şimdi almalıyım" dürtüsü, tam olarak bu kısa vadeli yüksek indirim oranının yani anlık haz arayışının enflasyon maskesiyle meşrulaştırılmasıdır. Ancak davranışsal iktisat, bu savunmanın arkasındaki büyük yanılgıları bilimsel olarak kanıtlar.
1. Harvard Üniversitesi ekonomi profesörü David Laibson, buna ‘Hiperbolik İskonto/İndirgeme’ der. İnsan beyni, ‘şimdi’ elde edeceği küçük bir dopamin ödülünü yani o elbiseyi hemen alma hazzını, gelecekteki gerçek finansal güvenceye her zaman tercih eder. ‘Enflasyon endişesi’, beynimizin bu anlık tatmin arzusunu........
