İndirimde kazanan cebimiz mi, çocukluk yaralarımız mı?
Dışarıda termometrelerin 35 dereceyi gösterdiği, sıcağın şehirde nefes aldırmadığı bir Ağustos öğleden sonrasında telefonunuza o bildirim düşüyor: “Sezonun en büyük yaz indirimi! Sepetinizdeki tasarım güneş gözlüğünde yüzde 40 fırsat!”
Zaten bir gözlüğünüz var. Ama “Ağustos sıcağında bundan daha mantıklı ne olabilir ki?” diye düşünürken parmağınız kendiliğinden 'Satın Al' butonuna kayar. Sepeti onaylarken zihninizin arkasında yankılanan ses son derece ikna edicidir: "Tam bin 500 TL tasarruf ettim, üstelik tam da ihtiyacım olan zamanda!" Acaba gerçekten tasarruf mu ettiniz, yoksa o kavurucu sıcakta planlamadığınız bir parayı bütçenizden mi çıkardınız?
Geleneksel iktisat, insanın her zaman kendi faydasını maksimuma çıkaracak mantıklı kararlar verdiğini savunur. Oysa gerçek hayatta indirim etiketleri, bu rasyoneliteyi devre dışı bırakır.
Peki, indirim etiketini gördüğümüz anda beynimiz neden matematiği bir kenara bırakır? Yanıtı, Nobel Ödüllü ekonomist Richard Thaler’ın 'Zihinsel Muhasebe' kavramında gizli. Mark Dziak’ın 2024’te yayınladığı makaleye göre bu teori, “Her ne kadar ‘doların/para biriminin’ eşit olduğu ekonomik ilkeye rağmen, insanların para birimini genellikle ayrı zihinsel ‘hesaplara’ ayırdığını ve bunun da mantıksız finansal kararlara yol açtığını vurgular. Örneğin, birçok kişi vergi iadelerini veya piyango kazançlarını daha çok harcıyor ve bunları genel hizmetlerinin bir parçası olarak değil, ‘ekstra’ para olarak görüyor. Ayrıca zihinsel muhasebe, insanların mevcut değerlere dayalı kararları almak yerine, önceki tutarlılıklar nedeniyle verimsiz girişimlere kaynak yatırmaya devam ettiği batık maliyet yanılgısı gibi parlamayı açıklayabilir. Bu matematiksel ilişkiler, finansal ekonomik durumun önemli ölçüde değişebilir ve genellikle kişisel finansların olumsuzluklarında optimal olmayan seçimlere yol açabilir. Zihinsel muhasebeyi gösterebilir, çeşitli ekonomik koşullarda yaygın olan bu irrasyonel harcama kapasitelerini öğrenmek ve potansiyel olarak iyileştirmek için çok önemlidir.”
Kısacası Thaler, insan zihninin parayı kategorilere ayırarak işlediğini ve paranın mutlak değerini unuttuğunu göstermiştir.
İşte bu nedenle 3 bin 750 TL’lik güneş gözlüğünde bin 500 TL indirim gördüğümüzde hissettiğimiz o büyük heyecan ile 15 bin TL’lik bir tatil paketinde aynı bin 500 TL indirimi gördüğümüzdeki his asla aynı değil. Oysa her iki senaryoda da cebimizde kalan net miktar tam olarak aynı: Bin 500 TL!
Zihnimiz parayı soyut ve eşit bir değer olarak görmek yerine indirimin ‘oranına’ odaklanıyor. O parayı farklı ‘zihinsel çekmecelere’ yerleştirdiği için de kendimizi, aslında o sıcak öğleden sonrasında bütçemizi aşan bir harcamayı büyük bir ‘finansal zafer’ olarak görürken........
