menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy ve Türk Gençliği

10 0
18.03.2026

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy 20 Aralık 1873’te İstanbul’da doğdu, 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Babası Arnavut asıllı müderris Mehmet Tahir Efendi, annesi ise Buharalı Mehmet Efendi’nin kızı olarak Samsun’da doğan Emine Cemile Hanımdır. Bir de kız kardeşi Nuriye Hanım vardır. Çocukluğu Osmanlının hasta adam olarak nitelendirildiği yıllarda İstanbul’da geçmiştir. Genç yaşta babasını kaybetmiş, Baytar Mektebine devam etmiş ve genç yaşında memuriyete intisap etmiştir.Asıl mesleği baytarlıktır. Güçlü bir şair, edip ve hatiptir ayrıca iyi bir güreşçidir. Dertlidir, ciddidir; güldüğüne şahit olan görülmemiştir. Sanat toplum içindir anlayışı içerisinde şiirini bir aydınlanma, bir tebliğ aracı olarak kullanmıştır.

Osmanlının çöküşüne, Balkanların gidişine, gencecik bedenlerin şehit edilişine şahitlik etmiştir. Cumhuriyetin kuruluşuna destek vermiştir. İlk mecliste (1920-1924/Burdur) milletvekilidir. 12 Mart 1921 yılında Hamdullah Suphi’nin ısrarıyla katıldığı yarışmada yazdığı İstiklal marşı şiiri 724 şiir arasından birinci seçilmiş; verilen 500 TL’lik ödülü kabul etmemiş ve bu parayı Türk Ordusuna bağışlamıştır. İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtası 1924 yılında Osman Zeki Üngör tarafından bestelenerek T.C.’nin Milli Marşı olmuştur. Kurucu irade ile yolları ayrılır, İstiklal Marşını yazdığı ülkesinden bir süre ayrı kalır, Mısır’a gider (1925-1936), orada Türk Dili hocalığı yapar. Döndüğünde ise siroz hastalığı epey ilerlediğinden aynı yıl vefat eder.

Akif, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Almanlarla kurulan ittifaka bağlı şekilde bir vazife kapsamında 1914 yılında dört aylık bir Almanya ziyareti gerçekleştirmiştir. Bu ziyarette Almanya’ya ve Batılı zihniyete dair gözlemlerde bulunmuş ve bunları “Berlin Hatıraları” adı ile şiirleştirmiştir. Almanlar için söylediği; “İşleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi” sözü meşhur olmuştur.

Akif’in şiirleri Safahat adlı eserinde yedi bölüm halinde toplanmıştır. Bazı şiirlerinden yola çıkarak onun bir dava adamı olduğunu, adaleti savunduğunu, doğruluktan yana olduğunu söylemek mümkündür:

Ağır başlıysam kim demiş uysal koyunum,

Kesilir, lâkin çekmeye gelmez boynum.

Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu,

Adl-i ilahi Ömer’den sorardı onu.

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:

Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.

Âsım, Mehmet Âkif'in ana hatlarını ayrıntılı olarak resmettiği ideal Türk gençliğinin örnek tipidir.Bu genç; vatanını, milletini, değerlerini ve tarihini sevmektedir; çalışkan, erdemli ve gayretlidir. O, 10 Temmuz 1924’te neşrettiği Çanakkale Şehitleri’ne şiirinde Türk gençliğini sembolize eden Âsım’ı şöyle anlatır:

Âsım’ın nesli diyordun ya nesilmiş gerçek,

İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar,

O rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar.

Safahat’ın Gölgeler Bölümünde ise ideal bir Türk genci olmasını arzu ettiğiNevruz’a şöyle seslenir:

İhtiyar amcanı, dinler misin, oğlum, Nevruz?

Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek.

Lâfı bol, karnı geniş soyları taklîd etme;

Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek.

“Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...” şiirinde Türk gençliğine şöyle seslenir Akif:

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

Akif’in eserlerinden yola çıkarak onun Türk gençliğinden sağlam bir bedene vesağlam bir ruh yapısınasahip olmasını, iyi bir eğitim almasını, vatanına sahip çıkmasını,ahlaklı ve dindar olmasını beklediğini söyleyebiliriz.


© Hedef Halk